Özümüz bozulmuş ne yapsın yürek
Kötülük içimde, keyif çatıyor
Kırık testi gibi olunca yürek
Dostun sözleri tuz gibi yakıyor
Güneş doğsa da hiç olmaz ki hayrı
Özünde taşırmış aşkı sevdayı
Ömründe görmemiş defter kalemi
Yüreğinde varmış derde devayı
Bildiği yalnızca özden kelamı
Riyasız sözlerde arama hata
Parayla süslenmiş, görenler hayran
Semersiz eşeğin, huyu hep aynı
Üç kuruş parayla pazara varan
Gözyaşıyla bakar tezgaha insan
Çok konuşur, incir çekirdeği boş
Estirirken yelleri savruluyor saçları
Elif gibi yürürken, incitmiyor yerleri
Seni gördüm göreli, şaşırmıştım günleri
Bu gün ayın on dördü, yüreğimde parladın
Beyaz giymiş üstüne salınıp da gelirken
Estirirken yelleri savruluyor saçları
Elif gibi yürürken, incitmiyor yerleri
Seni gördüm göreli, şaşırmıştım günleri
Bu gün ayın on dördü, yüreğimde parladın
Beyaz giymiş üstüne salınıp da gelirken
İçteki güzellik vurmuş cemale
Bakarken gözlerin içi parlıyor
Yüreği yanarken ermiş kemale
Güneşin ışığı yüzde parlıyor
Ne kışın ayazı gönlünü yakmış
Pembe sözler güzel diye söyleyip
Boş yere yalanla beyni doldurduk
Özümü bozarak özden eyleyip
Hayalci yetişen insanlar olduk
Gününü gün edip eğlence diyen
Pencereden kar yağışı görünce
Gönlüme bir hal oldu
Bir gözüm sevinçten parlarken
Beyazlar giymiş gelinler geldi aklıma
Ne kadar masum,
Ne kadar güzel olurlar
Yazın sıcağında düştüm yollara
Emmim dayım düşmüş ekmek peşinde
Gece gündüz tohum saçmış dağlara
Hasadının düşmüş şimdi peşinde
Güneşin altında rengi karardı
İnsanlar şekilden şekile girdi
Ruhları bozuklar alem yapıyor
Özünü yitiren dertlere girdi
Ruhsuzluk görseniz pirim yapıyor
Öz farklı söylüyor dilleri ayrı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!