Kayıp Şiiri - Süreyya Berfe

Süreyya Berfe
11

ŞİİR


48

TAKİPÇİ

Kayıp

Seni yitirmedim, kaybettim.
Cep saatimi yitirdim, seni kaybettim.
Gökyüzünün herhangi bir yerinde
herhangi bir gökyüzünde
kaybettim seni.

Kim kimi buldu ömründe?
Herkes başka bir günü düşündü.
Şöyle ya da böyle
ömründe olmayan dünü düşündü.

Yeryüzünde hemen şurda
kaybettim seni.
Telaşla, korkuda kaybettim.
Hüzünde, coşkuda kaybettim.
'Mutluluktan ölebilirim' dedin, kaybettim.

Kim kimi tanıdı ömründe?
Herkes başka bir durumu düşündü.
Şöyle ya da böyle
ömründe olmayan umudu düşündü.

Kaybolan ne varsa onlarda, onlarla
geçen günlerden birinde, geçmişte
kaybettim işte, zaman sustu.
Zifiri karanlık bir mağarada
ürkek bir yosun ışıdı, kayboldu.

Süreyya Berfe
Kayıt Tarihi : 25.8.2002 23:54:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İbrahim Necati Günay
    İbrahim Necati Günay

    GÜN BU GÜNDÜR.

    HAYDİ TÜRKİYEM.

    İstiklal Marşı

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül! ne bu şiddet bu celal?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
    Hakkıdır, Hak'ka tapan, milletimin istiklal!

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana vaadettiği günler Hak'kın;
    Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
    Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

    Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli;
    Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!
    Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

    O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım;
    Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden naşım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
    Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, Hak'ka tapan milletimin istiklal!


    Gençliğe Hitabe & Gençlerin Ata'ya Cevabı


    GENÇLİĞE HİTABE

    Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
    Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI
    Ey Büyük Ata,
    Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.
    Ey Türk'ün büyük Ata'sı !
    İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.
    Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

    Saygılarımla....

  • Arap Naci
    Arap Naci

    leopar denilen bu cibiliyetsiz rumuzun hangi IP numarasından alındığını ve hangi Ip rumuzundan yazdığını ve yazdıklarını tespit için ilgili görevlileri uyarıyorum...

    bu provakatörleri tespit etme mecburiyetiniz !mecburiyetimiz vardır..

    tanıtım bilgilerine emekli asker yazdıktan sonra bu sayfayayla uğraşanların ne amaca hizmet ettiklerini anlamak ve de bilmeye mecburuz!!!

  • Arap Naci
    Arap Naci

    Bir Dost Bulamadım Gün Akşam Oldu

    Yorgunluktan başım düşüyor
    Gökte kanadı ayrıç ayrıç bir kırlangıç
    Dere gibi geçiyor içerimden
    Ekmek kurumuş
    Zeytin çekmiş yağını
    Yürüdüm yutkuna yutkuna
    Toza belendi miğdem
    Gözlerim soldu
    Armuda vardım yüksek
    Bostana vardım ellerin
    Köy hayat gibi ırak
    Dönendim durdum
    Bir dost bulamadım
    Gün akşam oldu

    Taze yavrum kan kusuyor
    Dışarda eli kırbaçlı bir rüzgar
    Hançer gibi geçiyor yüreğimden
    Tezek tükenmiş
    Oda çekilmiş sıcağını
    Düşündüm tütünü sara sara
    Ağuyla dağlandı ciğerim
    Yüzümün rengi durdu
    Avrada baktım ağlıyor
    Komşuya vardım susuyor
    Kasaba devlet gibi ırak
    Yol kapalı
    Kalktım oturdum
    Bir dost bulamadım
    Gün akşam oldu

    Amerikan buğdayı bereketli olmuyor
    Ötede bizim buğdaydan sapsarı bir ırmak
    Güneş gibi geçiyor düşlerimden
    Öküzler zayıflamış
    Toprak çekmiş elini
    Eridim hilal oldum
    Sele karşı terim
    Gücüm dondu
    Tüccara vardım ürkek
    Yakın köye vardım bakmıyor
    Geçim bir kanlı tuzak
    Sordum sordurdum
    Bir dost bulamadım
    Gün akşam oldu

    Şehre inince keyfim kaçıyor
    Her yerde yüzüme çarpan bir tokat
    Eski bir kin gibi geçiyor gözüm önünden
    Kapılar kapanmış
    Hükümet çekmiş ayağını
    Bekledim köle oldum
    Yere yapıştı dizlerim
    Umuduma set kondu
    Valiye vardım ödlek
    Başkana vardım gülüyor
    Belki çıkar diye evrak
    Sustum oturdum
    Bir dost bulamadım
    Gün akşam oldu.

    Süreyya Berfe

  • Arap Naci
    Arap Naci

    Önder Mustafa Kemal'le kan bağı vardır.
    1943'te İstanbul’da doğdu. Asım ismi Süreyya Kanıpak. 1960'ta Çanakkale Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. İstanbul'da yayınevlerinde, reklam şirkelerinde çalıştı. Halen metin yazarlığı yapıyor. İlk şiiri Düzlem Dergisi’nde 1963 yılında yayınlandı. 1966'dan başlayarak Papirüs, Şiir Sanatı, Soyut gibi dergilerdeki şiirleriyle tanındı. Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun açtığı yarışmada 'Kasaba' adlı şiiri birincilik kazanınca ünlendi. İkinci Yeni akımı etkileriyle şiir yazarken, toplumsal olayların yoğunluk kazanması ve Nâzım Hikmet'in eserlerinin üst üste yayınlanması nedeniyle yön değiştirdi. 1960 kuşağı olarak anılan İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Refik Durbaş, Egemen Berköz gibi şairler arasında yer aldı. Ama çok kökenli şiir duyarlılığıyla siyaseti ve ideolojiyi dolaysız biçimde üstlenmedi. Anadolu'yu bütün karmaşası ile tanıtma özlemiyle ve Türk şiirinin eski kaynaklarını değerlendiren birikimiyle dikkat çekti. Eserlerinde tutarlı bir çağrışım zinciri, tutarlı bir görüntü sevgisi ve her şeye bakmak isteyen bir derviş tarzı sezilir.


    ESERLERİ
    ŞİİR:
    Gün Ola (1969)
    Savrulan (1971)
    Hayat İle Şiir (1980)
    Ufkun Dışında (toplu şiirler, 1983)
    Şiir Çalışmaları (1992)
    Ruhumun (1998)
    Kalfa (1999)
    Seçme Şiirler (2001)
    Nâbiga (2001)
    Seni Seviyorum (2002)

    ÇOCUK KİTABI:
    İlkokullar İçin Matematik (1976)
    Çocukça (Çocuk kitabı) 1982
    Eksik Alfabe (2003)

    ÖDÜLLERİ

    1966 TMTFK Kültür Yarışması Kasaba şiiri ile birincilik
    1992 Cemal Süreya Şiir Ödülü Şiir Çalışmaları ile
    2002 Behçet Necatigil Şiir Ödülü
    2002 Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü

  • Zaman Sarrafı
    Zaman Sarrafı

    'ömründe olmayan dünü düşündü.'

    Dönüp dönüp eski defterleri karıştıran müflis tüccarlar gibiyiz değil mi !?

TÜM YORUMLAR (32)