Kasım Aşk 12 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7567

ŞİİR


71

TAKİPÇİ

Kasım Aşk 12

Belki de sana yıllarca
yanlış yerde aradığını söylediler aşkı;
fazla hissettiğin için yoruldun,
çok düşündüğün için kendinden kuşkulandın,
birinin sessizliğinde
kendi değerini sorgulamayı öğrendin.
Oysa sevgilim,
bir kalbin derinliği kusur değildir;
herkesin yüzeyde yürüdüğü bir dünyada
derine inebilmek de bir cesarettir.
Sen bazen çok şey istedin hayattan:
Biraz anlayış,
biraz sadakat,
söylediklerinle hissettiklerin arasında
uçurum bırakmayan bir insan…
Ve belki de en çok,
sevilmek için kendini değiştirmek
zorunda kalmadığın bir yer.
Ben sana o yeri vaat ederken
seni kusursuz ilan etmiyorum.
Sen de yanılabilirsin,
ben de yanlış anlayabilirim;
bazen ikimiz de
kendi korkularımızı gerçek sanabiliriz.
Ama aşk dediğin,
birbirinin hatalarını silmek değil,
hataları bir insanın bütün kimliğine
dönüştürmemeyi öğrenmektir.
Aşk
Seni Kendinden Şüphe Ettirmeyen Aşk
Belki de sana yıllarca yanlış yerde aradığını söylediler aşkı; fazla hissettiğin için yoruldun, çok düşündüğün için kendinden kuşkulandın, birinin sessizliğinde kendi değerini sorgulamayı öğrendin.

Oysa sevgilim, bir kalbin derinliği kusur değildir; herkesin yüzeyde yürüdüğü bir dünyada derine inebilmek de bir cesarettir.

Sen bazen çok şey istedin hayattan: Biraz anlayış, biraz sadakat, söylediklerinle hissettiklerin arasında uçurum bırakmayan bir insan…

Ve belki de en çok, sevilmek için kendini değiştirmek zorunda kalmadığın bir yer.

Ben sana o yeri vaat ederken seni kusursuz ilan etmiyorum. Sen de yanılabilirsin, ben de yanlış anlayabilirim; bazen ikimiz de kendi korkularımızı gerçek sanabiliriz.

Ama aşk dediğin, birbirinin hatalarını silmek değil, hataları bir insanın bütün kimliğine dönüştürmemeyi öğrenmektir.

Ben seni geçmişinle yargılamayacağım, çünkü yaşadıkların seni etkilemiş olsa da seni bütünüyle tanımlamak zorunda değil. Dün verdiğin kararlar, bugün başka türlü düşünmene engel değil; bir zamanlar sustuğun yerde yarın kendi sesini bulabilirsin.

Ve ne olur sevgilim, birinin seni seçmemesini seçilmeye değer olmadığının kanıtı sanma. Her ayrılık bir insanın eksikliğini, her reddediliş bir kalbin değersizliğini göstermez.

Bazen iki insanın yolları uyuşmaz; bazen sevgi vardır ama uyum yoktur. Bazen gitmek gerekir, bazen kalmayı öğrenmek… Olgunluk, bütün hikâyelerin sonunu kendine karşı verilmiş bir hüküm saymamaktır.

Ben senin hayatında kendini kanıtlamak zorunda kaldığın bir başka insan olmayacağım. Yanımda düşüncelerini savunabil, hayır diyebil, kendi yolunu seçebil istiyorum.

Çünkü seni sevmek, seni kendime benzetmek değil; farklılığının karşısında kendi sevgimi sınayabilmektir.

Bir gün aynaya baktığında yalnızca yaralarını görürsen, sana kusursuz olduğunu söylemeyeceğim. Sana, yaralarından ibaret olmadığını, yanlışlarından daha büyük bir ihtimal taşıdığını, yeniden başlayabilmenin insana ait en değerli haklardan biri olduğunu hatırlatacağım.

Ve sen de bana aynısını yap: Beni putlaştırma, kusurlarımı sevginin arkasına saklama. Birbirimizi yüceltelim ama birbirimize gerçeği söylemekten korkmayalım.

Çünkü gerçek aşk, insana hiç yanılmadığını söylemez; yanıldığında da değerini kaybetmediğini hissettirir.

Sevgilim, sen yanlış değilsin diye her kararın doğru olmak zorunda değil. Ben de seni seviyorum diye her konuda haklı olamam.

Biz yalnızca iki insanız; öğrenen, değişen, bazen düşen, bazen birbirinin elini yanlışlıkla inciten…

Mesele hiç hata yapmamak değil, hata yaptığımızda birbirimizin insanlığını unutmamak.

Ve eğer bir gün bana “Beni bütün kusurlarımla sevebilir misin?” diye sorarsan, sana daha derin bir cevap vereceğim:

Seni kusurlarına mahkûm etmeden, değişimini senden talep etmeden, ama gelişimine de sırt çevirmeden sevebilirim.

Çünkü benim gözümde aşk, bir insanı kendine yeterince iyi olduğuna inandırmak değil; onun kendi değerini, benim sevgime bağımlı olmadan da görebileceği bir ilişki kurabilmektir.
Aşk

Senden önce de yaşıyordum,
ama seninle birlikte
yaşamın yalnızca sürmek değil,
bir başkasının varlığına
anlamla karşılık vermek olduğunu öğrendim.
Aşk

Ben sana bir icat sunamam sevgilim,
dünyanın bütün makinelerini
ayaklarına da seremem.
Ama her sabah yeniden keşfedilen
bir sevgi sunabilirim:
Dünü ezberlemeyen,
bugünü ihmal etmeyen,
yarını birlikte kurmaya cesaret eden…
Aşk
Aşkın Mucidi
İnsan ateşi buldu, karanlığı aydınlatmak için; tekerleği icat etti, uzaklıkları yakın etmek için. Matbaa düşünceleri çoğalttı, pusula bilinmeyene yol gösterdi, elektrik gecenin hükmünü kırdı.

Sonra insan, bütün bu keşiflerin ortasında bir başka bilinmeze rastladı: Bir çift gözün neden koca bir dünyayı susturabildiğine…

Ben seni tanıdığım gün, kalbimde daha önce çizilmemiş bir uygarlığın temelleri atıldı. Ne bir bilim insanıydım ne de yeni bir çağın mucidi; yalnızca seni görünce eski benliğinin sınırlarını aşan bir adamdım.

Seni sevmek, Newton’un elmasından düşen bir elma değildi; beni yere çeken bir kuvvetten çok, bütün yönlerimi değiştiren görünmez bir çekimdi.

Belki Einstein haklıydı, zaman herkes için aynı akmıyordu; çünkü seninle geçen bir saat ömrümde genişleyen bir evren, sensiz geçen bir dakika içimde daralan bir mekândı.

Ama aşkın sırrı ne elektriğin akımında ne de atomun bölünüşündeydi. Asıl keşif, iki ayrı insanın birbirinin özgürlüğünü koruyarak aynı geleceğe yönelmesiydi.

İnsan Ay’a ayak bastı, okyanusların derinliklerini ölçtü, görünmeyen hücreleri inceledi; fakat hâlâ öğrenmesi gereken en büyük hakikat şuydu: Bir kalbi kazanmak kolay olabilirdi, o kalbin güvenini incitmeden taşımak bambaşka bir ustalık isterdi.

Ben sana bir icat sunamam sevgilim, dünyanın bütün makinelerini ayaklarına da seremem. Ama her sabah yeniden keşfedilen bir sevgi sunabilirim: Dünü ezberlemeyen, bugünü ihmal etmeyen, yarını birlikte kurmaya cesaret eden…

Çünkü her mucit dünyada daha önce bulunmayan bir şeyin mümkün olduğunu düşünür.

Benim en büyük keşfimse şuydu:

Senden önce de yaşıyordum, ama seninle birlikte yaşamın yalnızca sürmek değil, bir başkasının varlığına anlamla karşılık vermek olduğunu öğrendim.

Ve bir gün adımız unutulsa, icatlarımız tarihin tozlu raflarında kalsa, bütün makinelerimiz sessizliğe gömülse bile birbirimizin hayatında bıraktığımız iyilik yaşamaya devam etsin.

Çünkü insanlığın en büyük icadı ne tekerlektir ne de elektrik; iki insanın, birbirini tüketmeden sevebileceği bir dünya kurma fikridir.

Ve ben, sevgilim, bu fikrin mucidi olamam belki; ama ömrüm boyunca seninle birlikte hayata geçirmek isteyen sadık bir yol arkadaşı olabilirim.
Aşk

Bazen bir kalbin ihtiyacı,
hayatın bütün cevapları değil,
soru sormadan yanında kalabilen
güvenilir bir varlığın sessizliğidir.
Aşk

İnsan bazen üzülmez sevgilim,
yalnızca içindeki dünyanın
ışıklarını birer birer kapatır.
Penceresi açık kalır hayata,
ama hiçbir manzara
kalbine kadar ulaşamaz.
Sonra sen gelirsin…
Bir mucize gibi değil,
mucizelere inanmayı bırakmış
birinin karşısına çıkan
sade bir gerçek gibi.
Aşk

Bazen insanın içi sonbahardır sevgilim,
dışarıda güneş, içeride bitmeyen bir yağmur…
Herkes hayatına yetişmeye çalışırken
o, kendi içinden çıkacak bir yol arar.
Gülümser, çünkü sorulardan yorulmuştur;
susar, çünkü bazı duyguların
kelimelerle anlatıldığında eksildiğini sanır.
İşte böyle bir gün tanıdım seni.
Gözlerinde anlatılmamış hikâyeler,
sesinde saklanmış bir yorgunluk vardı.
Sana neden üzgün olduğunu sormadım;
çünkü insan bazen kendi hüznünü bile
henüz anlayamamışken
başkasına nasıl anlatabilir?
Aşk

Aşk, her yaraya merhem olduğunu
iddia eden büyük bir söz değildir.
Bazen bir insanın acısını
küçümsemeden dinlemek,
bazen de iyileşmesi için
ona kendi zamanını bırakmaktır.
Ben seni yalnızca güldüğün günlerde sevmedim.
Hayata kolayca karıştığın,
gelecekten umutla söz ettiğin,
gözlerinin ışıkla dolduğu zamanlarda
sana âşık olmak kolaydı.
Ben asıl, kendine yabancılaştığın günlerde
sana nasıl yaklaşacağımı öğrenmek istedim.
Seni bir üzüntüden ibaret görmeden,
geçmişini geleceğinin hükmü saymadan,
her karanlığın sonsuza kadar süreceğine
inanmak zorunda olmadığını bilerek…
Aşk
İçimde Baharı Bekleyen Bir Sen
Bazen insanın içi sonbahardır sevgilim, dışarıda güneş, içeride bitmeyen bir yağmur… Herkes hayatına yetişmeye çalışırken o, kendi içinden çıkacak bir yol arar. Gülümser, çünkü sorulardan yorulmuştur; susar, çünkü bazı duyguların kelimelerle anlatıldığında eksildiğini sanır.

İşte böyle bir gün tanıdım seni. Gözlerinde anlatılmamış hikâyeler, sesinde saklanmış bir yorgunluk vardı. Sana neden üzgün olduğunu sormadım; çünkü insan bazen kendi hüznünü bile henüz anlayamamışken başkasına nasıl anlatabilir?

Yalnızca yanında durdum. Bir şeyleri düzeltmek zorunda olmadan, her sessizliği bir cevapla doldurmadan… Sana, olduğun hâlinle de sevilmeye değer olduğunu hissettirmek istedim.

Çünkü aşk, her yaraya merhem olduğunu iddia eden büyük bir söz değildir. Bazen bir insanın acısını küçümsemeden dinlemek, bazen de iyileşmesi için ona kendi zamanını bırakmaktır.

Ben seni yalnızca güldüğün günlerde sevmedim. Hayata kolayca karıştığın, gelecekten umutla söz ettiğin, gözlerinin ışıkla dolduğu zamanlarda sana âşık olmak kolaydı.

Ben asıl, kendine yabancılaştığın günlerde sana nasıl yaklaşacağımı öğrenmek istedim. Seni bir üzüntüden ibaret görmeden, geçmişini geleceğinin hükmü saymadan, her karanlığın sonsuza kadar süreceğine inanmak zorunda olmadığını bilerek…

Sevgilim, senin içindeki bütün kışları benim sevgimle bitirebileceğimi söyleyemem. İnsan ruhu, başka bir kalbin isteğiyle bir gecede değişmiyor. Ama sen kendi baharına yürürken yanında yürümeyi seçebilirim.

Bazen konuşuruz, bazen susarız. Bazen birbirimizi anlamakta zorlanır, sonra yeniden dinlemeyi öğreniriz. Çünkü sevgi, iki insanın hiç yorulmadığı bir yol değil; yorulduklarında birbirlerini bir yük gibi görmemeyi öğrenmeleridir.

Ve bir sabah, belki de sıradan bir sabah, pencerenden içeri düşen ışığı fark edeceksin. Bir çiçeğin renginde, denizin sakinliğinde, yeni demlenmiş çayın kokusunda hayatın hâlâ sana söyleyecekleri olduğunu…

O gün sana, “Bak, seni ben iyileştirdim,” demeyeceğim. Çünkü sen benim eserim değilsin. Kendi hayatının, kendi kararlarının, kendi yeniden başlayışlarının sahibisin.

Ben yalnızca elini tutacağım; mutluluğunu kendime mal etmeden, üzüntünü kendime karşı bir suçlama saymadan, seni her gün yeniden tanımaya açık kalarak…

Çünkü gerçek aşk, bir insanı karanlığından ibaret sanmaz; karanlığının içinde bile ondan ibaret olmayan bir hayat bulunduğunu görür.

Ve ben seni, sevgilim, yalnızca bahar olduğunda değil, baharın geleceğine henüz inanamadığında da incitmeden sevmek istiyorum.

Sana güneş olmayı değil, güneşi yeniden görebileceğin özgür bir gökyüzünün yanında durmayı diliyorum.

Çünkü benim için vuslat, iki insanın birbirinde kaybolması değil; hayata yeniden yaklaşırken birbirlerinin elini hâlâ bırakmak istememesidir.

Seni seviyorum. Çünkü seninle aşk, yalnızca mutlu olmanın adı değil; bütün gerçekliğimizle birbirimize yaklaşabildiğimiz bir hayat ihtimali.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 18.10.2026 10:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!