işlenmiş soğuk bir demirin kabzasında, belli
art arda sıralanmış deli mi tam ondört deli !
kapsülünde ateşten toz, barut gibi seni bekler
vatan, sana feda olsun, şarjör şarjör fişekler !
bas ki tetiğine, kundağında söylensin ninni,
Bağlamışlar ayaklarımı mengeneye,
Kafamdan da tutmuşlar kerpetenle!
Biri diyor ki diğerine:
“Sıra bende kardeşim, sıra bende! ”
Her çevrilişinde sıkılan vücudum,
Biraz aşık, biraz değil.
Sevgiye inanan ama sevgisiz kalmış.
İstikrarsız yaşam öyküsüne sahip,
Yeniden başlamalara alışmış bir garip..
kaç paralık adamların karanlık sezonunda,
kıyılmış kağıt parçalarının içinde yaşıyoruz!
sık konuşan yalancılara bakmaktan mutluyken
kayıp kişiliklerin zor yamacında hüzünlüyüz..
gülüyorlar, çeşitli tören sıralarında ama acayip
yanlarında hep görmeye alıştığımız kör mizah!
yalnızlığın yorgunluğuyla geçmişimden
ufak bir intikam ateşi harlanıyor durduk yere.
namlunun ucundaymış, bekliyormuş meğer
ağır ağır yüzüme iniyor kötü sözler!
sabır, sabır diye isyanıma ramak kala,
pişmanlık dolu, dolu gözlerim sulanıyor..
göklerde sonsuzluktur, baş kaldırış.
baş kaldır da gör, bu büyük uyanış.
şu mavide, çizilen son dik duruş,
İstanbul'a sembol olasın kule !
koç başı mağrur, çeribaşı durgun.
Seviyorum galiba;
kor ateşlerde yanmayı..
Ve seviyorum,
azgın sularda boğuşmayı..
yakmayı seviyorum..
umulanı aramak mı kapıların arkasında kalan..
yoksa
nasıl kabullenebiliriz olanları
hiçbir kelâm yerde kalmamıştı bugüne kadar,
bundan sonra da kalmayacaktı tabii ki mutlak
basit törenleri vakvakaiye haliyle izlettirmek
başka kapıdan salona akan tek garip girdap!
mesela, sade hazırlanmış acı kahvenin yasına
bitter çikolata tadında buruşarak ağdalaşmak
korkularım var imdat
sürmeyin yaralara
merhem diye istibdat
dayanmaz acılara !
korkularım var heyhat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!