Kamil Çağlar Şiirleri - Şair Kamil Çağlar

Kamil Çağlar

vicdanımın hücresinde donmuş sözlerinin
soğukluğunu hissediyorum, vedasızım!
üzgünüm, kırgınım, halsizim, vefasızım
üstüme yağıyor tüm belalar, şanssızım!
şekersiz yapılmış bir fincan acı kahvenin
son yudumundaki telve olmuşum, tatsızım!

Devamını Oku
Kamil Çağlar

El sallama bana bebeğim.
Veda eder gibi durma!
Dolmuş gözlerinle mahzun
İçime ağıtını akıtma.

Arkanı dönme, bekle biraz.

Devamını Oku
Kamil Çağlar

kırılan mengenedeki ceviz olsaydı iyiydi ya
ya da pencerenin perdesi kapanmış camı !
hasbel kader, annemin yüreği kırıldı giderken.
annemin içi acıdı, evinin kapısından çıkarken!

yarım asır birlikte yola koyuldular, başbaşa !

Devamını Oku
Kamil Çağlar

saydım saydım daha bitiremedim.
yürekte sancıyı dindiremedim.
gözüm bebeği gibi el üstünde
tuttum, tuttum daha beceremedim

eldim, elden ele elimi verdim

Devamını Oku
Kamil Çağlar

ısmarlama çeyizlerden doldur içini
acısız gözlerinle başla, birer birer.
üzgün gamzelerinden sil at izlerini
vefasız sözlerinle dağla, birer birer.

örtüsünü çeksin başıma, sus sandıkçı!

Devamını Oku
Kamil Çağlar

bilmez miyim? bir nebze ihtiyaç olsaydı artık
dört tarafından dallanmış küflü sandukalara
şanlarına ne gerek kalırdı bu gafiller için
uhrevi kubbeler altındaki geniş avlulara..
zaten mabedleri de şaşmış, yalancı dilleri de
kenarından sarkıtsan deyyusların, elleri de!

Devamını Oku
Kamil Çağlar

Sessizliği kokluyorum odamda
Sensizliği dinliyorum sabahları!
Acele sevişmelerimiz de kalmadı,
Ekmek arası sandviç tadında!

Tavandaki kireç lekelerini

Devamını Oku
Kamil Çağlar

yük mü dayanır sırta ?
havar, can yana yana !
bu masaldan bir kıssa,
bize düşer mi hisse ?

kötü söz derttir dilde.

Devamını Oku
Kamil Çağlar

bulut, piyano, keman ve kanun
gözyaşı ve rüzgarlı yağmur!
gün ışığında, mum parlaması gibi aniden
umutsuz, bir katık dava ülküsü!
ufukta varsa, görünüyorsa zahmet
bitmeyecekse karanlık büyük sürgün

Devamını Oku
Kamil Çağlar

allı pullu, gerçekten çok cilalı.
gözümüzün önünde pek imalı !
vazgeç ! indir sırtından leş çuvalı;
sal gitsin bırak, şu ipsiz hamalı !

altın, gümüş candan işlenmiş kuyum.

Devamını Oku