şehrin sokaklarında sözü geçen deliler delisi
dumana tozu, tozu göze çarpan ey deli rüzgar!
hele dirense de görsek, hele bir niyetlense de
‘ben burdayım bre’ diye böbürlene böbürlene
dalımda yeşil-sarı, kökümde toprağın kokusu
belime saplanmış hain oğlu hainin el sancısı!
özgürüm, ama öyle böyle değil :
kurdun başını çektiği zahmetin,
sıra sıra dağları aşması kadar !
özgürüm, ardımda silik izlerim,
takibi mümkün değil rahmetin !
pusularda yağan karlara inat,
yeni sabahların güne kavuşmalarında,
karanlık geceden üryan kalır, devrimlerle.
kimi semadan düşen mermilere sevinir,
kimi toprağa gömdüğü mayınla övünür!
bin ateş, binlerce şarapnel parçası yağdı,
gecenin bir vakti ıssız ve karanlık odada
vatan, en az senin kadar dardadır darda..
en az senin kadar çevresi kuşatılmış
göz açtırmak yok alçak kahpe düşmana..
saatlerdir hüzün şarkıları yer etmiş kulaklarımda
hüzün şarkıları, yılan gibi sokulmuş koynuma
sabah ezanından uzanır göklere eller
dua dua ardına kadar açılır kapılar
birinde bir avuç su, birinde kuru ekmek
Ya Rabbi ! Rızkı veren Sen’sin, vesilesi de Sen !
İmanı veren Sen’sin, itikadını da lutfeyle !
çocuk oldum ben;
koştum, koştum, koştum
düştüm...
büyüdüm sonra
koştum, koştum, koştum
yine düştüm!
çok ukalaydı ama
bir o kadar da saygın !
çirkef, bir özgüvenle düşenleri
düştüğü yerden topluyor sanki !
çok alışılmışım, sıradanmıyım derken
hadi canım sen de diyor..
buruk bir güne uyandığımda,
seni yanımda görmek istersem.
canımın içi çok yandığında,
seni dünyada hâydan dilersem.
ne, nedendir bilinmez ki.
şiirhâne kapısında, kötü yola düşenler var..
derviş bir bak, derviş uzan da bir bakıver, hû!
çamlıcanın çayına, kanlıcanın yoğurduna
beykozun kasrına, sultanın otağına
emirganın erguvanına kananlar,
sevdanın düşü
yere düşmüş kırık
cam parçalarında saklı
ve kesik kalpden
damlamış
kan izleriyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!