ben bilirim
sokakları arşınladığımı
simit satanın sorgusuz bakışları
ben bilirim
çizilen haritadaki kalemi
kalemi tutmak için ağartılan saçları
ömrüme ihanet adıyla sığar
pusu kurmuş namert mermiler yığar
dost denilen kahpe sübyana kıyar
çıkmayan canıma sorulsun hadi
gamzeden damlayan kanın onuru
Toplandı bir araya, kuruldu bir heyet,
Salat-ü selam olsun sana, Ya Muhammed!
Anlatmalı onu bilemeyen insanlara,
Yetimlerin babası, örnektir tüm Müslümanlara!
Kuşkusuz tanıyor O’nu, biliyor bütün dünya
Omuzları arasında mührü risalet, meleklerle yıkanmış.
Telaşı sarmış tüm dünyayı, toprak yerinden oynamış!
Küfür ve dinsizlik ateşi, sava’nın suyuyla sönmüş
Rüyasına erişmiş müjdenin, zulmün tahakkümü son bulmuş!
Akıb’ın ömrü, fazilet ve üstünlükle övülür
esaretin adını nasıl koyalım?
demir parmaklıklar arkasında gizlenen bir çift nemli göz
belki de, engin denizlerde vurdumduymaz bir başıboşluk
adını sen koyamazsın!
daha dün yanımda aşka uzanmış
tutuşmuş tenlerde terle yıkanmış
hoş dilde gülüşler demek yalanmış
yollara serilen çuL ettin beni
ahde vefa yalan dile dolanmış
takılı kalıyor duygular
bazen
hani uzanıp seyredersin ya semayı
sönmüş bir yıldızı ararsın
önemsiz birkaç kelime mırıldanırsın
Sırtında çalı demeti taşınıyor, heybesi dolgun.
At üstüne binmiş gidiyor, fodul bir odun!
Ne feci tablodur yaşanan, toplum için acı bir durum
Sarılmış yüküne yürüyor, zahmeti yüzünde bir kadın!
Rasyonel çizgilerle hazır, kotarılmış bu nizamname
bir zafer nasip eyle
nâlan kuluna
sefer var ya Râb!
günahkâr ruhuma
sulhu yok bu savaşın
bir ağaç gölgesi,
altında şakıyor gönüller.
kenetlenmiş vücutlarda,
birbirine akıyor ümitler!
cemre düşmüş toprağa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!