I.
besmeleyle açılır bedbaht kapılar
sonu olmayacak şükür selamıyla
an olsun duraklamaya fırsat bulamadan
sabırla serilirdi önüne hoş duayla
seni soran yürek sancıma,
sevda kokulu gül yaprağına sarıldım.
sokuldum gülüşünde sızılayan
pembe düşlerine.
ağlaştım dert saran dikenlere.
Hak yolda yürürüm, İslam’dır dinim.
Hür irade varsa, sahibi benim.
Şahit olunca Râb, silmez eminim.
Yaratan olmasa, ben neyim, kimim?
Sıkamaz canımı, sessiz bir çile.
Çok alımlı duruyordu, o çardak altında.
Bazen dikkatlice etrafı süzüyor,
Gelene, geçip de gidene bakınıyordu!
Kumral mı desem, sarışın mı?
Ne önemi vardı ki; gözleri yeşildi..
beyaz mendil armağanım benim için işler misin
gidiyorum bu diyardan gitme kal der misin
kanat çırpıyor serçe ufka dikmiş gözlerini
yâda küsmüş hazin kaçışı sökmüş pençelerini
gri bulutlar dağılır lacivert gökyüzünde
Bir bavul dolusu fırtınaydı, ayrılığın rüzgarı.
Geride bırakılan yıkılmış fidanlar.
Yaşlanmış ağacın dallarından tutarlar.
Çıldırmışçasına yüzünü yalar, ayrılık rüzgarı..
Eller kirlenmiştir artık, terlemiştir ayalar.
loş kahkahalar arasından sıyrılan ağlamaklı gözlerle
yansıyan ay ışığına sarılmış buz gibi havada sînemâki
bir nefes çekilen sigara aralığında koklanan boş bir şişede
arka cebinde taşıdığı yırtılmış fotoğrafla banka uzanmış
söyleniyor yanı başında kuyruk sallayana
Ellerim de hazırdı
kalbimde!
Yakmanı bekliyordum
aşkımıza,
yeşil ışığı!
o gitmiyor, sen gitmiyorsun... ben gitmiyorum!
gitmiyorken, gitmediklerimi özlüyor gözlerim..
bir sandalın sessizliği, bir de küreklerin çırpınışı..
suyun üstünde kayıp giden kelebekler bazen
bazen de, bazen de ayın şavkında beliren siman..
bir yürek acısı, bir yüreğinin acı sorgusu
harap düşmüş yaban otu
yapmacık kaldırım taşlarına gülümsüyor
____________________________uzanıyor gökyüzüne
nefret kokusu salınan
gonca gülün ötesinde
____________sırıtıyor kavanoz dipli dünyaya..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!