çocukluğum yürüyor önüm sıra
gölgesine sığınıyorum mahsun ve üzgün
bizi unuttuğum zamanlarda, seni unuttuğumda
yüreğim sendeliyor takıldığım anılarımızda..
ellerimle sıvazladığım duvarlarda canlanıyor mazi sen diye, anlayamazsın…
o simsiyah saçlarının gölgesindeki hüzün
o esmer bakışlarındaki mahcubiyet
korkuyla yılışan o derin güvensizliğin
çatlamış dudaklarının arasına sığınan
o ölüm kokan sessizliğin…
martıların çığlıklarıyla tanyeri ağardığında
büyük şehrin kesif is kokusu üzerimde tütüyordu
yanaklarıma yapışmış iyot serpintileriyle
___________kuytularında gizliyordu sancılı aşk acılarımı..
ninniler söylenmişti bütün gece
Büyük bir aşkla,
tarif edilemez bir zevkle
yapmak isterdim her şeyi!
Denize akardım, ırmaklar gibi.
Önüme çıkan kayalara çarpa, çarpa.
Sen’le olan kavgam,
sana olan aşkım!
Ne aşık olurdum sana,
ne de kavga ederdim!
Sen;
elinde Bayrak sallarken cicim
omzumda tüfek,
belimde de süngüsü vardı.
cepheye sürülen sol yanımda,
elinde Bayrak,
zihnimde gülen yüzün
halkalandı gözlerimde su damlası
çöktü, damladı nefsime..
torbalandı, sensiz söken şafaklarda;
avuçlarımdan dualarla aktı secdeme !
ey gönül ! ey virâne gönül,
ey nefsin feryâdına, fîgân gönül !
iplerinden tutmuşlar çan kulelerinin
bed sesli kambur zangoçları !
şarap yerine, kan koymuşlar kasenin içine;
kalleşçe yudumluyorlar elinde kalem tutanlar !
seni yazıyorlar, seni okuyorlar kapaklar arasında.
başlangıçta sen, sonunda sen, incinen sen !
Sen yokken odanda,
Oturduğun masanın resmini çizdim!
Hayal ettim seni o koltukta.
Sabırla bekledim gelmeni.
Bir ara kalktım aradım seni.
Boş koridorlara takıldı gözlerim.
Şahika lütfetmiş sana Rabbim, bil daim kahraman.
Zırhında donmuş zor yıllar, hercümerç olmuş şaduman.
Ilık bir nefes için ya Hak, her yer pus her yer duman.
Cenk meydanında yiğit ser, senden miras bu beldeler!
Söğüt sana emanet, Bilecik, Bursa senden bize.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!