düşlerim bir orman kadar ağır
kucaklar dolusu
hesapsızlık babında
korku nedir bilmeden özledim
mevsim sonu pişmanlığımızı
resimlerine bakıyorum
uzun boylu bir mutluluğun
titrek iç geçirmesi gibisin
beni mi düşündün...
uyumak istemiyorum
darmadağın bir dünyada
saçmalama hakkımdı
aralamak her kapıyı
her bucağı bulanık
akşam alacasında
çocukça düştüğüm yanılgılarımla
gözlerim seni sevdiğimi anlardı
ben gözlerime inanamazdım
ben kendime benzemezdim
sana inanırdım
bütün aşkların toplamı kadar güzel yüzün
bütün yüzlerin gözleriyle bakmalıyım sana...
duraksız bakıyorum uzağın kırıntısına da
yeni konularla yorumluyorum ayrılığı
bu ara zamana bir ad düşünüyorum
tınmıyorum hiçbir yabancılığa
karanlık da kirlendi üstelik
kaybedecek bir şiirim kalmadı
pişmanlığını anladım
tabi ki gözlerinin yan anlamlarını da dahil ederek
ardımdaki sözcüklerinin dipsiz kuyusuna
anladım pişmanlığını
hayalperest konuşkanlığımla yürümezdi
kısmak doğum çığlığını
akşama kurallar koyunca humması belirsizliklerin
tan yerinin gülümser yola koyuluşuyla başlar temaşa
çıplaklığıyla gökyüzü arsızlaşır bütün özlemlere
ıslak düşler bilge sevişmelerle donanır saf yıldızlı
zehirli bir şakaya dönüşür hayat tüm köşelerden uzak
anlamaya ağlıyorum hiçkimselerle dalgalı kırışık
büyümeden ölürdüm
saçların güneşli park sabahıyken
kendiliğinden önümde bulurdu açık denizler
yitikliğiyle olgun bir sevdaya konu olmak şansını
istanbul herşeyi herkesi unutmuş gibi dururdu
koynunda bakışlarımızın




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.