yapış yupuş sıkılganlıklarla
kabuslar da bitiyor oyunlara tutsaklıkta
hayatla dalga geçiyor yalana alınmak
küstah sislere yakalanmış her anımız
biz biz olmaktan çıkmışız
ikide bir uzaksızlık
şenliğimdi yaz hışırtıları arasından sensiz sana yürümek
ısınmış kanımda yuvar yuvar yokluğun
peşinsıra kavak ağaçlarının içimde yer etmişliği
kıraç pazarların ana yollara açılan sıkıcılığında
çaresiz bekliyorum yanında üşümeyi bile...
1.
ay ışığına kanıp da yıldızlar
kar sessizliğine vurulunca hep beraber
o an benim dağlardan vaz geçtiğimdir
yanımdasın
geceyi mezar taşı yaptım günüme
ansızın yorulan bir pencere gibi açılmaktan
bakımsız bir hayatın gri oyunudur perdeye yansıyan
anlaşılmazlıktır anlaşılan mutluluk
acılar yeryüzüne kortizon olsa olsa
toprağın kasıklarından fışkırırken yaşama güdüsü
yakalandığımsan
öykülüdür böğrüme yaslanan bu ılık
menzilsizliğe hazır göç kalıntıları
şaşırdığın
yakalanma emridir
gittin
öldü zaman
hangi kırlangıç
kavuşmaya kanat çırpar bilsem
özeneceğim kanadına...
hüznüm olursun
ölüm demirbaş ayniyat listemde
ya sen
bozkırın ortasında bir gelincik çiçeği görme mutluluğu
mutsuzluk mu
hadi canıııım sen de
hüzün avcısı olmuş avuçlarımız
ikimizde muhaciriz bu ıssızlıkta
sessizliğin en cefakar şaşkınları
eteklerimizdeki taşları yığarız gözlerimize
göl kuşları gibi bir hayattı istediğimiz
güneşin batışlılığını hor karşılamak gibi
kendindeki sıfır
bendeki sonsuz
imkansızlığının yaşamsal gerçeği
senin gerçek sandığın bendeki hiç
başkası olamam affet dürüstlüğümü
yıllar öncesi de bendim yeni ölmem de ben
kanatlanır hüzün
ki
aşka boynumuz bükük
kırsal soğuklara kalır ayrılık
dudak çatlar
can kımıldar




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.