ada çayı kokardı göğüslerin
azı dişlerini geçirince o ürperti
çaydanlığın sesine uyanmak
sevdirirdi kar tokluğunu
bir kağan işçen saçlarının telinde
uykulu kırmızı yüzlü
I.
havalar çok soğurdu
gördüğün her dal
kahvenin griye dönüşü
eski zamanları bile düşlemeye üşenirdin
koparacağım yaprak kalmamıştı düşümde
kıracağım bir umursamazlık direnci
acı gibi geçiyorum aklımdan kendim
yığılı bir kitapla üzerinden yaşamın
kala kala seni unutmayı anımsamak kalıyor
ılımış bir suyla ölüyorum
geç kalmıştık bu hayat tarzımızdı
kansız bir iklime düşmek puslu kahve rengidir
her zamanki gibi
üşürsek uçurumlarımız ağlar mı dersin?
açıldı yaşamın perdesi
senin bilmediğin yerde başlayan
şimdi gözlerinde minareleri istanbul'un
şimdi meşgul gecelerde
gözlerindeki tutuşmuş kehkeşana yansır
korkunç yalınlığı ayrılığın
hicranlı demlendik yok kumrularımız
razı değilim sensiz başlayacak günün ilk kıpırtısına
heveslerim bitti nerde bu ağaç hani yosun gümüşi balıklar
benim değil artık bu sokaklar bıraktım yalnızlığımı bile
kafamın tası attığı yerde
farkettirmeden zamana
Hicransız...Anla
kaybolurdun gözden
ayrılığa kaynar kazan dökülür mü
açık havalı dalın gözeneklerine mil çekilir mi ki
küçük ağızlarıyla şarkı söylemiyor
kabuk bağladım üstünkörü
eski soğuklar dirildi içimde
atkımda kollarının tadı yok
parasızım
ama dudağının öpmelerini düşlemeyi
hiç unutmadım unutmuyorum
masumca mutsusuz hiç olmazsa
hiç yoktan iyidir
masumluğun her hali güzel
neyi örtbas etsem ki
baharı m ı
yaz sıcak nasıl
içten içe üşüyor
yine de sevda...
halimi görsen




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.