şirret yordamsız durduransız sevmek tabldot usulü
yerli yersiz rüya görmek kadar kadar ızdıraplı düşünmek seni
kuralsız madara çiğ kalmış kişisel anlarımın berbat öpüşmesi sen
pazar akşamları oluyorsun ya
geçiş mevsimleri oluyorum
gözlerim uzakları bırakmak istiyor
yoruluyorum dalları kuru bu bahçede
biliyorsun...senfoni yoksunum...
eski semtlerden taşar gülüşün
düşünceler yorgunluk kahvelerinde
o bin yıllık acı tebessümle tellenir
gidişin tekmil ömre meydan
tümden zamana zehir
özlemindir gözlerimden içime akar
meyhanemsin en mahrem türünden
yüreğimin kökünde
dudaklarından çaldığım
denizler ötesi şarabın kızıllığı
meyhanemsin
sarhoşluk kütüphanem
sonbahara doğru susar doğa
kanıksanmış sessizlik düşen yaprakta
bacalarda duman telaşı çocuksu
kuşlar idareci anne iç acısı çabalarıyla tutunmaya ağaca
ömrümüzün keder sarnıcı sarılığı evren
bulutlar neye öfkeli akşam akşam
deniz kuşları deştiler beynimi
derin bir düşüncedeydim
çamur rengi bir dalgayla
kıyıya vurdu cesedim
tek kurtuluş adasıydı ölüm
dizginsiz
saklamam ihanetimi
bu şehrin her haliyle birlikteyim
yarımsız
kalmamasız
hiçbirli
kalıcılı
saman çöplerine asılır umutlarım bol hayal memnuniyet
itaat ve savaş günleri esirgenmemiş ömrümde yıkıcı
I.
elimi eteğimi çekmedim
sabahları seni düşünerek yürümekten
ilerilerde aydınlığa hazır
geniş geniş ağaçlar
soylu kahkahaların yorgunuyuz belki
çağla ağacının güleç yeşilinde tutuk
çocukluğumun taşlı yollarındaki grilerde
aşılamayacak ekmek kırıntıları anısıyla
ve sofrayı dizlerime çektiğimde aklımdaydın
bulut uçlarına değen ilk karanlıkta da hâlâ




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.