dalgaları uslanır temmuz boylu mavide
kabullenir olur olmaz ezik yol çiçeklerini
romanlarda yitirdiğim tatlı kırmızılı
güleç dudağı okul yollarımın...
eski film karelerine benzerken güneş
martılarla konuştuğumda yoktunuz
çıkıp sokaklarda duvarlardan medet umduğumda yoktunuz
umarsız çocuklarla sınırsız düşlere dalıp
denizlere daldığımda yoktunuz
anlamlarım yitik
gözyaşlarım silik değil sadece
canımın yalnızlığı
ölüme yansız
ve sokağımın beni bilmeyen evleri
uykuya dalınca
koşup giderim eflatun uçurumlara
sensizliğin tadı değişir
büyümeden ölürdüm
saçların güneşli park sabahıyken
kendiliğinden önümde bulurdu açık denizler
yitikliğiyle olgun bir sevdaya konu olmak şansını
istanbul herşeyi herkesi unutmuş gibi dururdu
koynunda bakışlarımızın
dudaklarımda cadde artığı
bırakmışım genç ütopyaları
gri sarnıcında birikmişim yüreğinin
karman çorman albümdür yaşanmamışça yaşanmış aşklar isteksiz kapısında evinin
nankör güz ikindilerinde
ektim seni kan tarlası gözlerime
gökyüzü ağlamaklı
aynı şeyi söylemekti ölmek
yaşam ölüme asiyse anlamlı
çağrılmaksızlığımsın
sıkı sıkı tembihledim kendime
'yarın onun ezgisine söz ol güzelliğinin
uzak umutlar aslında bir el tutumu kadar yakındır'
geceye bandığım hasretimle acıkıyorum şehlalığına
ilk sabah ışıkları yaralarken yüzünü
özlemlerle kınalanır hüzünlerimin rengi
kendimde kiracıyım
kahkahalarım çarçabuk ölümlü
yedi iklim harcadım
uykusuna duracak bir bekleyiş
çalımlarım sana fıstıki ruganlarımla
saçlarımı taradım ilk defa beğendim kendimi
beyaz çizgili lacivert donumu sana satıyorum anla
mahallenin en güzel kızı özlem
innecilik oyununda söz acıtmıycam canını
tavuklarınızı ürkütmiycem




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.