kırgın pazartesilerde
kapılar sevmez açılmayı
parklarda ağaçlar inadına sevişken ve alaycı
komşu yakınlıklarıyla bulanır yalnızlık
suya taş atınca çıkan sesle avunmak gibidir
uzaklığınla yüzleşmek...
yaşlanmıştı ayrılık durağımız
asıl yüzümüz
birbirimizi bırakıp
özledik her şeyi silip götürecek
arsız yağmuru
evren susuyor sanki
şarkımı aklımdan geçirsem
bozulacak şu gecenin azgın fiyakası
gölgelere düşman kent ışıklarıyla
avunmaz oluyor gönlüm
gün aydın olacaksa eğer
kurbağa sesleriyle erken indi şehire ağustos
apartman girişlerinde kırlangıç yuvaları
yürek boğulmalarına yankı
adımlarım yok sanki
adımsızıyım yabancılığın...
bavulumu hazırladım
kırlangıçların mazlum ve asi suskunluğuyla
yoluma çıkan
tek bir çöp bile görsem yeryüzünde
senden bilirim…
sensiz bir vapur eskiziyim
dudağındaki o titrek ürperti
denizimdi kan deryası
tınısında damarlarımda akan ırmağımın
sessiz bir vapur eskiziyim
kaldırımlar arabesk pusulara namzet
bu mayıs
kültürlü hüzünlerime eş lodusuyla
ruhuma kuzgun
ben bütün evrene anlayışlı davrandım
dönünce gün yaza yalnız kalışımdan yana
son yıkımım olacaksın
buz gibi asfaltlarında adımlarım
ağaçlar ilk defa yağmura boyun eğmeyecekler (mi?)
ya da ben öyle sanacağım
anlayacaksın aşka ağzımı açmayacağımı
olmak isterdim yerinde
affına sığınarak
yani bu evrende sadece ve sadece
ikimizin olması mevzuları
hayat bizim sevişmemizle başlayacak gibi
o büyük patlama
köşe başındaki çocuk
koyu laciye bulamış
kusursuz kahkahasını
ağır hasta günleri
geçirmeye çalışıyor
akşam kaçkını




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.