kumral susuşluyduk yedi iklime namzet
ağır iç kanamalarından geçerken iç kentlerimiz
umut büyüttük elma kokulu ağzında baharın
uzun bir geçiş dönemiydik
bir yarımız hep yaz korkulu
maviye dalan noktanın
gelme
sürgün veriyor sabah sensiz
yüreğim alışsın sürgit ölümlere
tattığın her yürümekte benim alın terim
senin için geniş yollar
ferah ve aydınlık yolculuklar hazırladım
biz ki yaşamı topladık
baharda çilekeş erik dallarından
diş biledik tiranlığın her kalesine
meydanlarda iyimser birer serçe
kale kapıları kapansa da üzerimize
özgürlüğe tamahkar birer derviş
zamansızlık civarlı bir ötelenmek bu...:
"kırmızı bir uzay gibiydik buzlar içinde
ilk ve son
bir
birlikte okula gitmek anılı sızı
sarmaladım heryerimi senle
doğam oldun hoşçakalım
sus bir an yağmuru dinle
acım oldun baharım kışım
toprağa tutunması bir ağacın
Tek
uykudan uyandım da ağladımdı bir zaman
anladım 'o' sendin
gözlerimi son kez kapadığım an
aramızdaki o haylaz sırrı kimse bilmesin
kollarına sarıldığım o cadde güneşli kavşak
taşlı evin gölgeli sokağının küfürbaz çocukları
bekliyordur ellerimizin tedirginliğini
hınzır gün bizim günümüz
hayranlığımız emekli balkonlara
ölü saatlerde sönmüyor ateşi
taşra sesli eskimemişliklerin
devrik aşklar terkisinde güneş
şaşkın bir pazartesiye benziyor olmalı
arşınladıkça uzaklığa dönüşüyor yol
oturaklı melankolik uzandığın yılışık
şahit tuttuğun hüzünlerinde nerdeyim
ölüm kadar basit aşk kadar karışık
an be an bıraktığın yerdeyim
insan inanırsa yaşarmış
yanmayı böyle öğrendim
kangren umutlara can hıraş
heyecanlıyım hâlâ
çünkü nerede ve kiminle olursan ol
göğüs kafesimdeki sonsuzluk
ötede diğer bütün sonsuzluklardan




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.