saçlarının ağlarında koyuydu tan
anka kuşumsa yaralı
sen gündüz düşlerimin masalcısı
benimle olmayan her yerin
bende olmayan her şeyindin
nereye yürüyeceğimi biliyordum yine de
sabah camları çimlenmiş
gam sesiyle de umudu kanatlı
ilk göz açışında bile meçhul yolcu...
kapıların ardına ölümüne meraklı
kaygıları puslu bir denize doğru
şirrettir sınırlarımız
seni benden alan şarkısızlık yapraksız
her yanım yanık zaman bulaşığı
orkestramız umutsuz dudaklarımız sunaksız
sanki hiç açılmayacak güllerimiz
doğulu tevekküller içinde erguvanlarımız
zaman bohçam dağınık
gözlerinin tesadüfündeyim
ne ben
ne sen
hayat bize
yakamıza iliştirilmiş karanfil
aceleye getirdim hayatı zahir
aşkıma şeytan karıştı melek yüzlüm
koşmak güzelliğine narin ölümlü
boynumun borcu kamçılı bekar yalnızlığı
sana gelmelerim bir ömür sirki
bu kumpanyada bir sen yoksun
kavrulmuşuz kum fırtınalı
yüzümüzün yanık iklimiymiş sevmek
sen gizli gizli iç çekerek
bense güpegündüz şiir çerçeveli
aynı sel yatağında ıslanmışız
uslanmadan tenimiz
yaprakların karaltısında çay içtik sessizce
uzaktan insan sesleri geliyordu maceramıza
gök gürültüsüyle uyandık ya bir kere ihanete
denizin iyot kokusuyla gelen haberde kulağımız
kalın bir öksürükle sarartınca dişlerini cigaran
bir vapur kalktı gözlerimin altından
üstüne deniz damladı
güneş bizi yakalayamadı
sen beni göremedin
ben seni tutamadım
bir çocuk düştū yüreğimin balkonundan
özledim gülüşlerini
birini daha çok
her şeyi bıraktım
onun derdindeyim şimdi...
belki birgün aşk kendini yok eder
ayağımda tarihin yükü kuşların seyrini izledim bin yıllarla
göğü merak ettim indim denize
gezdim dünyayı arşın arşın izine rastlamak için
kör kuyular misali adressiz yerlere su taşıdım bitimsiz
omuzlarımda ölümü düşünmenin ağırlığı daima
tanıdık aşklar yetmez derviş beyinli örümcek yalnızlığıma




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.