Eller titriyordu soğuktan, çok koymuştu bu yürek göçü
Ağır hasarlar açmasına rağmen, alınamayacaktı acının öcü
Zira yoktu şimdi, hiç kimsenin bunu yapabilecek bir gücü
Geçmişi yıktığı gibi, geleceği de korkutuyordu büyük göç
Sınır tanımıyor, sınırdan geçen, sınırsız yığılmış yürekler
Gölge oyunu başlıyor
Vantrologlar her yerde
Bilmem, bu kaçıncı oyun
Acaba, kaçıncı perde
Gölgeler kalabalık
Benim gölgem nerede
Ne gelse başıma
Hep seninle paylaşırım
Günlüğüm
Günün yorgunluğunu
Yüzümün solgunluğunu
Dalgalı saçımın yeli gönül
Akan gözyaşımın seli gönül
Kendisinden de deli gönül
Beni, bana düşman ettin
Doruklarımın karı gönül
Ayrı tutsun beni, evvelinden ihtirasların
Sevdaları zincire vurmak istiyorsa
Vuslat ile anma adımı
Yürek yangınım bitmiyorsa
Ve bırak fırtınanın büyüsüne aşkı
Sevdanın yeli başından gitmiyorsa
Erguvan denen, bir kuru çalı
İlkbaharda serer, pembe halı
Nisandan, Mayısa doğru çıkalı
Yirmi günlük erguvan zamanı
Tarihte mühürlü, mor imgesi
Yüreğinde hissetmiyorsan hafif bir huşu
Hacda zemzemle yıkanıp, alsan da duşu
Kaçar gider elinden, kalbinin vicdani kuşu
Tutmak istiyorsan kuşu, kalsın yüreğinde huşu
İnanç hassas bir değerdir, değildir bir hobi
Başka bir inanç, nasıl görebilir İslami bir fobi
Saygı gösterelim birbirimize, olması gerektiği gibi
Haç ne ayrıcalı kazandırıyor, Hıristiyan kardeşim
Batıda yaşamak vermez, özel bir değer ve hak
Saklamıyorlar artık aşkı nazardan
Elde ediliyor pek çoğu pazardan
Ne ardan anlıyor, ne de azardan
Kuvöz saksıda büyüyor ikinci el aşk
Aranmıyor artık, eşlerde dengeli seçim
Hani öylesine bir duygu kaplar ya insanı
İçinde anlaşılmaz bir gariplik hissedersin
Gezersin ya bulutlarda, yaşatırsın her anı
Sonra aniden düşer, tepe taklak gidersin
Hani nefret ederken, sevmek ister ya insan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!