İsmet Barlıoğlu Şiirleri - Şair İsmet Ba ...

İsmet Barlıoğlu

Ömrüm su gibi aktı köprülerin altından
Yaralı yüreğimi taşlara vura vura.
Seni sevdiğim için delice aşık oldum
Karanlık gecelere, rüzgarlara, yağmura.

Yağmur çiseledikçe yanımda, karşımdasın,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Nedir bu kahırlar, bu cefa nedir?
Tükendim derdinle nice senedir,
İnsanı bıktıran beklemelerdir,
Ömrüm tükense de bekleyeceğim.

Herkes uğraşında, herkes işinde,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Kafası dolu olmak ne demek, bilmez misin?
Düşün ki;
Sen de benim gibi, mermer bir masadasın,
Kafan dolu.
Sigara dumanları arasında
Bulut bulut sevdiğin,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Olmasına olmaz ama kazara gelsen yanıma,
Ne olur biliyor musun elkızı, ellerkızı?
Dağılır gider bu yağmur yüklü, bu şiş karınlı bulutlar
Bu rüzgarsız havalarda.
Bir de bakarsın ki; testekerlek bir ay havada,
En bir yakamozlu giysilerini giyinip çıkmış deniz,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Bazen yaşamıma son veriyorum bir eski yatakta,
Bir eski yastıkta sensiz,
Rengim uçuk, gözlerim kapalı,
Dudaklarım soluk, kıpırtısız,
Ellerim halsiz-mecalsiz,
Bekliyorum birileri gelip beni buluncaya kadar

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ölümün insafı var, karasevdanın asla;
Öldürmez, süründürür, bir kez pençelendimi.
Ölüme verme önem; ölürsün, kurtulursun,
İnsaf-minsaf bekleme karasevda geldimi.

Ciğerlerim kavruldu, iki gözüm silme yaş,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

- Gerçekten kötü bir düş gördüm ve hayra da yoramıyorum.
- Anlat bana, ben yorayım.
- Düşümde mavilikler içindeydim. Çevremde beyaz beyaz bulutlar vardı. Uçuyordum ama karnım aç olduğu için kanat çırpamıyordum. Tepeden aşağı seni gördüm, bağırmak istedim, sesim çıkmadı. Bir ara baş örtümüm bulunmadığını fark ettim. Sonra, kendimi bir cenaze kalabalığının arasında buldum. Baş örtüm oradaydı ve ölünün tabutunun üstüne örtülmüştü. Onu almaya uğraşırken birisi, ölen adamın kendisini minareden attığından öldüğünü söyledi. Cenaze töreni ansızın bir odun deposuna dönüştü. İki adam ha bire hızar çekmekteydiler. Odunların gereğinden büyük kesildiklerini ve sobaya falan sığmayacağını düşünerek bir soba kapısı kapattım ve senin önündeki sehpaya bir bardak su koydum.
- Ve sonra uyandın?
- Evet, evet uyandım.
- Şimdi de düşünü kötüye yoruyorsun ve ölümünün sana düşünde bildirilmiş olabileceğini sanıyorsun.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Perişan Nine:
- Yine arabacıyı arabaya bağladın ve atı onun yerine oturttun değil mi? Dedi.
Yaşlı adam:
- Hele beni kınayana bakın. Diye gülümsedi. Sen sanki köpeğe insan taşlatmıyor, kediye adam tekmeletmiyorsun.
- Yaratıldığım toprak seninkinden alınırsa; benden başka davranış beklenemz.
- Topraktan yaratıldığına eminmiş gibi konuşuyorsun.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

- Benim anlatmak istediğim konuşma, senin umup beklediğin türden bir konuşma değildir. Bu; hangi dille konuşulduğuna bakılmaksızın, dünyanın her yerinde geçerli olan konuşmadır. Bu eylemin, devinimin, işaretin dilidir. Yüzünü buruşturman canının sıkıldığının, hoşlanmadığının anlatımıdır. Gülmen böyledir, ağlaman böyledir, omuz silkmen, dirsek çevirmen, gelmen, kaçman, esnemen, inlemen böyledir. Böylesi bir konuşmada, dilin yerini davranışlar, tutumlar, jestler, mimikler, etkiler, tepkiler alırlar ve onun yerine onlar konuşurlar. Anlamak konuşmaktan değerlidir. Anlaşılmamış konuşmanın önemi yoktur.
- Şimdi konuğumuz da bizimle öyle mi konuşacak?
- Konuşmaya başladı bile. Baksana; tüneğinde h.ç bir hareket yapmadan, tek ses çıkarmadan sürekli olarak bizi izliyor, tanımaya, anlamaya çalışıyor.
- Geldiğinden beri yem yemedi, su içmedi. Yemi-suyu mu yok dersin?
- Yemi de var suyu da. Suluğunu doldurup takmıştım. Üç ayrı yemliği yemle dolu. Fazladan kafesine bir de ballı yem astım. Altına gazete kağıdı serdim.
- Ama yiyip içmiyor.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Pişman mıyım sanıyorsun seni sevdiğime?
Hışmına katlandığıma,
Sineme çektiğime dargınlıklarını,
Başımı dertler, yüreğimi yaralar içinde bıraktığına?
Pişman-mişman değilim anam-babam…
Getirme

Devamını Oku