Öyle uzak durma, gel yaklaş hele,
Ağlama; yanağın ıslanır gider.
Gül, eğlen, koş, oyna, şarkılar söyle;
O çağlayan sesin paslanır gider.
Söz edelim yalnız sevdalıklardan,
Günlerden bir gün
Kapımı bir açsam ki; eşiktesin,
Güneşi omuzlarına almış bir azize gibi,
Artık unutmaya başladığım yüzün
Olanca körpeliğiyle gölgede
Ve pişmanlıkların bir buket çiçek misali
Şiirler yazmak için neden bekleyeyim
İlham Perisi ‘ni
Sen varken?
Ömürlere sığmayan çilelerin, kahırların varken,
Kadir-kıymet bilmezliğin,
Geçmişe değer vermezliğin,
Yine seni özledim,
Ruhumu alazladım,
Her yerde avazlandım,
Bende olduğun halde.
Baktım ellerimdesin,
Bu ırmak böyle ağlamadı sen gitmeden önce,
Şimdi hıçkırıkları karışıyor hıçkırıklarıma,
Birlikte vuruyoruz taşlardan taşlara başımızı,
Birlikte düşüp parçalanıyoruz uçurumlarda,
Yarıyor başımızı bir ayni taşlar,
Gözyaşlarımız bir ayni kanlı köpüklerde,
Bedenin ağırsa göğe imrenme;
Uçmaya kuvvetli kanat olmalı.
Bilmediğin işte boşa söylenme;
Binip süreceğin bir at olmalı.
Değirmenler dönmez boşuboşuna,
Ömrüm kısaldıkça günüm değerleniyor,
Her günüm Reşat Altını değerinde anam-babam,
Doğan güne boynum eğri,
Batan güne eyvah ki; eyvah…
Geleceksen, artık gel uzaklardan,
Ne olacağı belli mi
Gönlüm hüzün doldu yine,
Üzülürsem ayıp mıdır?
Acı çöktü yüreğime,
Üzülürsem ayıp mıdır?
Binbir türlü bühtan etti,
Neden benzetiyorum bu kavağı sana?
Senin gibi narin ve zarif olduğu için mi?
Yaprakları parladığı için mi saçın gibi,
Bedeni dal gibi, zirvesi hilal gibi olduğu için mi?
Senin gibi salındığı,
Benden kaçmadığı,
Toprağına, taşına kurban olduğum Türkiye ‘m,
Gelinlere benzetir gözlerim, aklım seni,
Sırmalar, teller, duvaklar içinde,
Edirne ‘den Ardahan ‘a kadar uzanan fidan gibi boyunla,
Isparta gülleri, Antalya turunçları kokan
Bedeninle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!