Gezdirmeli seni tahtırevanla,
Arkanda rengarenk, seçkin bir alay.
Gülüp geçmelisin, bakıp ihsanla,
Kıskanırken seni göklerdeki ay.
Yaman yakışırsın ince tüllere,
Çatık kaş altında hasta ruh yatar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Sendeki her terslik eli hırpalar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Gül ki; güzelleşsin ruhunla yüzün,
Şiirler yazmak için neden bekleyeyim
İlham Perisi ‘ni
Sen varken?
Ömürlere sığmayan çilelerin, kahırların varken,
Kadir-kıymet bilmezliğin,
Geçmişe değer vermezliğin,
Neden benzetiyorum bu kavağı sana?
Senin gibi narin ve zarif olduğu için mi?
Yaprakları parladığı için mi saçın gibi,
Bedeni dal gibi, zirvesi hilal gibi olduğu için mi?
Senin gibi salındığı,
Benden kaçmadığı,
Toprağına, taşına kurban olduğum Türkiye ‘m,
Gelinlere benzetir gözlerim, aklım seni,
Sırmalar, teller, duvaklar içinde,
Edirne ‘den Ardahan ‘a kadar uzanan fidan gibi boyunla,
Isparta gülleri, Antalya turunçları kokan
Bedeninle,
Gönlüm hüzün doldu yine,
Üzülürsem ayıp mıdır?
Acı çöktü yüreğime,
Üzülürsem ayıp mıdır?
Binbir türlü bühtan etti,
Yine seni özledim,
Ruhumu alazladım,
Her yerde avazlandım,
Bende olduğun halde.
Baktım ellerimdesin,
Bu ırmak böyle ağlamadı sen gitmeden önce,
Şimdi hıçkırıkları karışıyor hıçkırıklarıma,
Birlikte vuruyoruz taşlardan taşlara başımızı,
Birlikte düşüp parçalanıyoruz uçurumlarda,
Yarıyor başımızı bir ayni taşlar,
Gözyaşlarımız bir ayni kanlı köpüklerde,
Bedenin ağırsa göğe imrenme;
Uçmaya kuvvetli kanat olmalı.
Bilmediğin işte boşa söylenme;
Binip süreceğin bir at olmalı.
Değirmenler dönmez boşuboşuna,
Akşamlar alıp götürüyor seni benden,
Bırakıyor beni bir başıma her geçem gün, yeniden,
Bilcümle kapılar kapanıp duruyor yüzüme,
Bilcümle ışıklı pencereler,
İki elim öylece kalıyor iki böğrümde,
İki ayağım bir pabuçta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!