Ben seni yıllarca avuttum
Türkülerimin kollarında,
Düşüncelerimin en kör-kütük zamanlarında,
Kalmışken başım bir yanda, gönlüm bir yanda,
Hanlar yaptım yorulduğun yerlere,
Altına serdim ömrümü sergi eyleyip,
Davrandım kalemime,
Güvendim kelamıma,
Yanlış geldi yanıma,
Bendeki tashih etti.
Kalemi tuttu eli,
Denimiz yok, unumuz yok, Ana beni eversene.
Köyümüz var, yolumuz yok, Ana beni eversene.
Eller gitti gökte aya, Bizler kaldık yine yaya,
Tam giderken Almanya ‘ya, Ana beni eversene.
Eskiden seninle gezdiğim yerler
Yıkılıp mahvolmuş, kavrulup solmuş.
Üstünden koşarak geçtiğin köprü
Gözümden boşanan yaşlarla dolmuş.
Nerde hayalini aksettiren su?
Bugün yine eskimiş buldum kendimi,
Bayat bayat görünüyorum aynalarda,
Kaşlarım eskimiş çatılmaktan,
Dudaklarım, dişlerim ısırılıp sıkılmaktan,
Yüzüm hüznünden,
Gözlerim yaşlarımdan,
O eski tad kalmadı hiçbir şeyimde;
Birlikte götürmüşsün tadlarımı, lezzetlerimi,
Bir baksana; o atlasları andıran deniz mi
Bu kirli, bulanık su?
Hani o gözleri kamaştıran eski parıltı bu sularda,
Hani arkalarında köpükten kuyruklar götüren gemiler,
Duvarlar dile geliyor yalnızlığımda,
Kapılar, pencereler dile geliyor,
Onlar bana, ben onlara söz edip duruyoruz
Senden yana.
Güzelliğini seriyoruz ortaya, resimlerinden çıkarıp,
Gençliğini seriyoruz geçmişten alıp,
Boşadır bu köşkler, kervansaraylar,
Kurduğun düzeni saltanat sayma.
Ömrü tüketiyor bu geçen aylar,
Koyduğun noktayı kainat sayma.
Sana denildi ki; bin kere şükret,
Karından zarar mı edersin kaderim
Bir kerecik de benim yüzüme gülersen?
Uzandığım dallar kırılıp da gelmezse elime,
Karlar yağmazsa bel bağladığım yüce dağlara,
Girmezse tek bir kerecik bir pabuca iki ayağım,
Kırılıp kalmazsa kollarım yen içinde,
Ne acımaz talihim var,
Bir yar sevdim, düşe döndü.
Bir umuda bin el attım,
Pervazlanan kuşa döndü.
Akşamlarım şimdi erken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!