40 numaralı otobüsle Njalsgade’den Österbro’ya giderken
şimdi beş değişik kadına
tekrar aşık oldum beş kere.
İnsan nasıl denetleyebilir ki hayatını
bu şartlar altında?
Kadınlardan biri kürklüydü, bir başkası kırmızı lastik çizmeliydi.
Takma bir isim uydurur bu adam
Ve arkasına sokulur bir solucan gibi
Telefondaki bu kadın
Bir erkek olduğunu, bir kadın olmadığını söyler.
Bir polis aracının caddede durduğunu görme korkusu.
Gece uykuya dalma korkusu.
Uykuya dalamama korkusu.
Geçmişin ayaklanması korkusu.
Şimdinin kaçacak olması korkusu.
Gecenin ölüsünde telefonun çalma korkusu.
Burada duralım haydi, katedralin yakınında. Burada bekleyelim haydi.
Tehlike mi sürükledi bizi? Güvenlik bilgisi midir ayaklarımızı
Katedrale doğru sürükleyen? Fakir bizler için,
Cantenbury’nin fakir kadınları için hangi tehlike olabilir ki?
Alışık olmadığımız hangi dert var ki? Bizim için tehlike yok,
Ve katedralde güvenlik yok. Gözlerimizin bizi tanık olmaya zorladığı
Ey Efendim, kurtar beni mükemmel niyeti ve kirli bir yüreği olan
adamdan, çünkü her şeyden daha çok hilekârdır
ve umutsuzca kötülük peşindedir yürek.
Horonit Sanballat ve Ammonite Tobiah ve Arap Geshem
halk ruhunun ve gayretin kuşku duyulmaz adamlarıydı.
Koru beni bir şey elde edebilecek düşmandan
Kartal süzülüp yükselir gökyüzünün zirvesinde,
Döngüsünü izler Avcı köpeğiyle birlikte.
Ey konumlanmış yıldızların daimi devri,
Ey kararlı mevsimlerin daimi tekrarı,
Denizin dışladığı, dövülmüş
Antarktik köpekler,
sustalı bir bıçakla kesilmiş
yerlilerin mağrur boyunlarına
piyasa fiyatını ödeyen toprak ağalarının
ölü kemiklerinin üzerinde
Erkenden
Bakırsıdır köknarlar.
Böyle görmüştüm onları ben
Yarım yüzyıl kadar önce
İki dünya savaşından önce
Azat ettiler köleyi, kırdılar zincirlerini...
Gene de her zaman olduğu kadar köleydi.
Zincirlenmişti hâlâ köleliğe,
Kelepçelenmişti hâlâ gevşekliğe ve tembelliğe,
Bağlıydı hâlâ korkuya ve hurafeye,
Kolorado ırmağının batısında
sevdiğim bir yer vardır.
Koşuyorum oraya içimde titreyerek
çalkalanan ne varsa, neyim varsa,
ne isem ve neyi savunuyorsam.
Bazı yüksek kızıl kayalar var,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla