Küba’da Machado işletiyordu adasını
makinelerle, ABD’nde yaratılmış
ithal eziyetlerle,
makineli tüfekler ıslık çaldı,
Küba’nın çiçek ihtişamını süpürdü
ve yitti denizin nektarı,
Porselende Luini!
Kuyruklu piyano dile getirir
Berrak sesli sopranoyla
Zındık bir protestoyu.
Pürüzsüz baş ortaya çıkar
Madalyon
Portakal ağacı kabuğuyla süslenmiş
Yıldızlı ve aylı kapının yanında
O bronz yılan yatıyor güneşte
Şaşırırsınız seksenindeki yaşlı bir adamın
Size dizeler yazmayı sürdürmesine…
Çimen görünür kar altından,
Kuşlar şakır yılın sonlarında!
Yalnız ve ağırbaşlı Madrid, Temmuz yoksul bal peteği
sevincinde bastırdı seni apansız: ışıklıydı cadden,
ışıklıydı düşün.
Generallerden siyah bir geğirti,
hiddetli papaz cüppelerinden bir dalga
boşalttı dizlerinin arasında
Bu zamanda anımsarım her şeyi ve herkesi,
bütün liflerimle bu
derin bölgede – ses ve tüy – gibi
yavaşça vurarak bulunur uzağında bu toprağın,
fakat gene de toprakta. Yeni bir kış
başlıyor bugün.
Madrigal
Nadiren gittiğim karanlık bir orman miras kaldı bana. Fakat gün gelecek ölüler ve canlılar yer değiştirecek. O vakit harekete geçecek orman. Umutsuz değiliz. En ciddi suçlar, pek çok polisin çabalarına rağmen açıklığa kavuşturulamayacak. Aynı şekilde, hayatımızda bir yerde açıklığa kavuşturulamayacak büyük bir aşk var. Karanlık bir orman miras kaldı bana, ama bugün aydınlık olan başka bir ormanda yürürüm. Şakıyan, değirmi bir şekilde kımıldayan, ileri geri giden ve sürünen bütün canlılar! İlkbahardır ve hava çok kuvvetlidir. Unutuş Üniversitesi’nden mezunum ve çamaşır ipindeki gömlek kadar boştur elim.
[“YAŞAYANLAR VE ÖLÜLER İÇİN”den (1989)]
Derin denizin dibinde
uzun şeritlerden gecede
aceleyle seğirtiyor dilsiz, dilsiz adın
bir at gibi.
Sakla beni omuzlarında, ah, sakla beni,
Bir zamanlar sıradandım:
Babamın fasulye ağacının yanında otururdum
Bilgeliğin parmaklarını yerdim.
Süt verirdi kuşlar.
Gök gürlediğinde yassı bir taşın altına saklanırdım.
Tanrı şahidimdir Mag, keşke sana hiç rastlamasaydım.
Keşke işinden istifa etmeseydin ve benimle gelmeseydin.
Keşke evlenme izni ve beyaz bir elbise almasaydık
Çünkü evlendirme memuruna koştuk o gün evlenmek için
Ve birbirimizi seveceğimizi ve birbirimize bakacağımızı
söyledik her daim ve her daim




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla