Bu güneş dünkü güneşin aynısı mıdır
yoksa bunun korlu ateşi başka mıdır?
Bu geçici bereket için
nasıl teşekkür etmeli bulutlara?
Geldim buraya saymak için
denizde yaşayan,
denizde çalan,
denizde bulunan çanları.
Bu yüzden yaşıyorum burada.
Burada seviyorum seni.
O kasvetli çamlarda araştırıyor rüzgâr kendini.
Ay fırlatıyor soluk şavkını devinen sulara.
Günler tekdüze geçiyor, izliyor birbirini.
Raks eden biçimlerde özgürleştiriyor sis kendini.
Yolumu kaybettim ve yabancı bir semte geldim.
Bütün sokaklar yokuş yukarıydı, hızlı ayaklı insanlar
koşarak geçti beni, açık renkli elbiseler giyinmişlerdi
ve sanki çantalarında hafif şeyler taşıyorlardı.
Yol sormak için durdurdum birini,
ve birdenbire dost canlısı yüzlerden bir kümenin ortasında
“Yalnız tek bir merkez olsa da, insanların çoğu kendi merkezlerinde yaşar”. (Heraklit)
“Yukarı giden yol aşağı giden yolun aynısıdır”. (Heraklit)
Burada bitiyor bu kitap. Kömür ateşi gibi
bir öfkeden doğdu, yanan ormanlardan oluşan
çayırlıklardan. Keşke devam edebilseydi
kırmızı bir ağaç gibi
ve yayabilseydi berrak yanık izini.
Ama sen sadece öfkeyi bulmadın
Burada mı deniz? Güzel, kapat içeri.
Ver bana
en büyük çanı, evet, yeşil olanı,
hayır, onu değil, öbürünü,
bronz ağzında çatlak olanı,
ve tamam! Yalnız kalmak istiyorum
Hindistan, sevmedim senin utançsız elbiseni,
senin korunmasız yığınların paçavralar içinde.
Yıllarca dolandım ben
korkunun tepelerini aşmak isteyen gözlerle,
yeşil balmumundan pastalar gibi şehirler arasında,
Ben çaldığımda
başka biri olmuyorum
ama başka bir şey oluyorum
müzikten başka her şeyden boşalmış olarak
Bemim acım ya da
mutluluğum değil işittiğiniz
Geceleri dalarız
çalmak için
çiçeklenen bir dalı.
Duvarı aşarız
karanlığında yabancı bahçenin,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla