Niçin bir gizem olarak doğmadım?
Niçin arkadaşsız büyüdüm?
Gururumun kapılarını kırmamı
kim emretti bana?
Niçin gitmez büyük uçaklar
çocuklarıyla gezmeye?
Yuvasını limonlarla dolduran
bu sarı kuş hangi tür kuştur?
Niçin göndermezler aya
köstebeklerle kaplumbağaları?
Oyuklarla dehlizleri planlayan
bu hayvanlar
Niçin güneş kötü bir arkadaştır
çöldeki seyyah için?
Ve niçin o denli cana yakındır,
hastane bahçesindeki güneş?
Niçin sevmiyorum
kadın ve sidik kokulu kentleri?
Döşeklerden hiddetle çarpan
büyük bir okyanus değil midir kent?
Niçin solgun giysilerim
sallanır bir bayrak gibi?
Ara sıra kötücül müyüm
yoksa her zaman iyi miyim?
Niçin uçuyor gecenin şapkası
onca delikle?
Ateşle gezmeye giderken
ne diyor o eski kül?
Bir madenciyim ben. Mavi yanar ışık.
Balmumu sarkıtlar
Damlar ve koyulaşır, yırtar
Topraksı dölyatağı,
Sızar kendi ölü bıkkınlığından.
Nil Deltası’nda
Şehirde bir gün geçirdikten sonra, otelde
damlıyordu genç kadının gözyaşları yemeğine,
kıtlıktan ötürü ölmek zorunda olan çocuklar görmüştü
ve hastalar sürünüyordu ve yatıyordu yerlerde.
Benim hayatım handiyse bir şişe değerinde
depoziti için bekliyorum burada,
sen yanımda olduğunda başka ama
sen hûri-melek.
Göbeğimin etisin, başıma bela olan




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla