XVII
bilincin sert ışığında adamın titrediğini gördüm
uzuvlarına deniz kabuklarını ve yeşilliği damlatırken algler
dört siyah gün boyunca nefesini tuttuğunu gördüm
XVIII
sararan dalgada loş resmini gördüm
ve bir avuç yitik huzurun sınırsızlığını
çökmüş gökler gördüm yanan ayaklarının yanında
XX
bilmeyiz ölüm neyi silkeler adamın yeninden
güve yeniği bir bilmece bir harita tamahkâr bin göz için
herkesin duyduğu fakat kimsenin anlamadığı bir ejderhanın müziği
XXI
ne olduğunu bilmeden sevmek dinlemek sessizce
yılmaz maymuncuğunun sesini gerçekliğin
içinde bir okşayışı saklamak ve hissetmek
XXII
dingin bir kuyuymuş gibi düşlerinle doluyor oda
gecenin tohumu kocaman büyüyor gizli ellerde
yüreğinde güven içinde uyuyor çürümenin yaprakları
XXIII
sızlanır sıkışık yürek fakat güneş yanığıyla ışıtır
aşkın bıçakla yarılmış profilindeki yara izlerini
ve bu yüzden düşer huş ağacının sarı madalyonu
XXIV
ve bilinçaltındaki sevgini ne yaptın diye soruyor kadın
ve doğanın gri gözü kaybediyor kerametini
ve her şey fışkırıyor topraktan ırmağın ve mezarın
XXIX
uzaklarda okyanusta sallanır Medusa’nın başı
bozlaşmış yılanlarla ve sonsuz üzüncün gözetleme yeriyle
anımsarız tanırız yeniden biraderlerimizin kanını
XXV
büzülmüş gül için vızıldar sadık arı
kuduruk köpek batmış fırtınanın gırtlağından içer
ve taşır gelinini güverteye uçan hollandalı
XXVI
şafağın kukuletasında zangırdayıp titrer sevenlerin ayrılığı
kanayan aşkta harlanır kavrulmuş inançları
ve toprak yakalar ateşi ve yakar onların gözlerini




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla