bir ikindi yürüyüşü
saçların samanlık ışığı rengi
tarla orada ırmak burada
ilk aşkımız ulaştı denize şimdi
(ki rastlar ve kucaklar orada çocukluğumuzu)
yıkanırız dilsiz bir kadının mutluluk akıntısında
Batmış denizde güneşin ateşi
yakar lambalarını baykuş.
Kilitlerim gece olduğunda.
Mutfakta: dereotu kokusu,
yaseminler odada.
Ey hâlâ bu duvarlar boyunca yürüyüp
bir insan arayan insan
- belki de bir zamanlar benim aradığımsın,
belki de bir zamanlar bendim senin aradığın.
(”Körün Şarkısını Satın Al”dan, 1938)
Yazıyordum
bir an ya da bir saat için
bir akşam bir gece
büyümüştü öfkem
ürpermiştim ya da oturmuştum
yanı başımda sessizce
Engin güneş taşlı sahiller.
Ak sıcak.
Yeşil ırmak.
Bir köprü,
Kavruk sarı palmiyeler.
Yaz uykusu evinde
Yaz Ovası
Öyle çok şey yaşandı ki.
Gerçeklik nasıl da yıprattı insanı,
fakat nihâyet yaz geldi şimdi:
Yükseldi doğan göğe
Etrafında birkaç yengeçle.
Toz dumana karışınca
Bıraktı yengeçler kendilerini aşağıya,
Yürekte korkuyla ve yakınmayla.
Dönerek yalpalaya yalpalaya
Kim yalan söyledi? Zambağın sapı
kırık, karanlık, esrarlı,
yaralarla dolu ve mat ışıltılı!
Her şey, düzgü dalgadan dalgaya dalgaya,
kehribarın özensiz mezarı
ve başağın sert damlaları!




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla