Belleği duyarlığını yitirip gidiyor labirentinden.
tek anımsadığı: yeryüzü üstünde nihayet salınıp durana dek
çığlıkların ve karışıklıkların yükseldiğiydi.
Ve gözkapakları misali, yavaşça kapanırdı
bütün çatlakların nasıl da hep yakındığı
İki Arkadaş
Sana söylemem gereken bir şey var.
Dinliyorum.
Ölüyorum.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
İki belirsiz aydınlığın arasında
bir tünel olmayacak mı hayatlarımız?
Ya da iki karanlık üçgenin arasında
aydınlık olmayacak mı?
İki dağın arasına demirlemiş yarım ay
neredeyse dışında gökyüzünün.
Dönen, hızla hareket eden gece, malasısın sen gözlerin.
Ama bak, kaç tane yıldız parçalanmış gölcükte.
Kaçan kirpiklerim arasına çiziyor hüznün haçını.
İki gövde yüzyüze
bazan iki dalgadır
ve gece bir okyanustur.
İki gövde yüzyüze
bazan iki taştır
Uyuyamıyorken
ve yatağımda uzanmışken
düşüncelerimdeydin.
Derken uykuya daldım,
ve sen orada da vardın.
Dönerek ve dönerek genişleyen girdapta
Şahin işitemez şahinciyi;
Nesneler parçalanır; mihrak dayanamaz;
Daha çok kargaşa salınmış dünyaya,
Kanla kararmış sular yükselir, ve her yerde
Boğulmuştur masumiyetin töreni;
Övülmüştünüz, ey kitaplarım,
Çünkü henüz gelmiştim ben taşradan;
Çağın yirmi yıl gerisindeydim
Ki buldunuz hazır bir topluluğu.
Yadsımam sizleri,
Sizler de yadsımayın soyunuzu sopunuzu.
Bir düş gibi
öyle berrak duruyordu ki ikindi.
Hemen ötede asılıydı bulutlar,
uzansan tutacaksın sanki
ve yarı gizlenmiş güneş bakıyordu kendi toprağına.
Hâlâ yükselmiş duruyordu karada yarı baygın denizsisi
İki Şehir
Her biri bir boğazda kurulmuş, iki şehir,
biri karartılmış, düşman işgali altında.
Öbüründe yanar lambalar.
Işıklı sahil hipnotize eder karanlık olanı.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla