İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Düşer güzleri kavaklardan
o yüce oklar, yenilenmiş unutuş:
batar ayaklar kendi temiz kabuğuna:
acı çekmiş yaprakların soğuğu
bir büyük altın kaynaktır
ve parıldayan dikenler yükselir göğe doğru

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir kış güneşi bulmak için göç ediyor
Soğuk kırmızı bir yolda güdüyor davarını,
Çağırıyor onları bildik bir sesle,
Ve Kabra’ya doğru sürüyor hayvanları.

Bir ses, evin sıcaklığını anlatıyor.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Melankoliden kasvete
ve tekrar melankoliye
ve hatta sevince bile
fırlatır seni Hayat –

Kabul etmeden iyileşmeyeceksin:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

- I -


İçleri boş adamlarız
İçleri doldurulmuş adamlarız
Birbirimize yaslanırız

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Onlara acıyorum, fakat ne hakkında konuştuklarını bilmiyorlar. Ne kadar da yazık içi doldurulmuş kuşa diyorlar. Bir zaman bulutların altında pençe gibi dururdu, mavi gökte yükselip alçalan özgür bir kuştu diyorlar. Bütün sorunlardan kaçıp, salınıp dururdu yücelerde diyorlar. Yukarıdan bakıp bütün sorunların küçüldüğünü izleyebilirdi diyorlar.

Kuşlar kadar özgür mü? Amma da saçmalık! Bilmezler ki, uçabilmek için onca çaba harcamak gerekir. Bilmezler ki, nasıl da hain kesildiğini rüzgârın ve bir paçavra gibi düşüvermemek için ne kadar çok yiyecek bulmak gerektiğini. Sürekli yemek zorundasınız. Ve kış mevsiminde çok zordur yiyecek bulmak. Kurtçuklar ağacın derinine saklanıp dururlar. Kurbağalar buz tutmuş gölcüklerin derinindedir. Bir bedeli vardır özgürlüğün kuşlar için. Hele bir de yırtıcı kuşlardan çektikleri yok mudur küçük kuşların! Ben kendim büyük bir kuş değilim. Çok tüylü küçük bir kuşum ben: Atmacalar, kartallar, şahinler. Ya yırtıcı kuşların ya da kendi açlığınızın kurbanısınızdır. Hiç de gülünç değildir aç bir atmaca tarafından kovalanmak. Yeryüzünden bakılınca, özgürlük olarak değerlendirilen uçuş, belki de hayatta kalma savaşımıdır.

”Kuşların şarkısı kadar güzel bir şey var mı? ” diyorlar. Ne ki anlamıyorlar bizi. Anlamıyorlar, ötmemizin nedeninin korku ve hayatta kalma sıkıntısı olduğunu. Sanıyorlar ki, bizler şakıyoruz. Gerçekte çığlık atıyoruz bizler.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Denizi keşfettim. Carahue’den
Cautín ırmağına dek akıyordu halicine
ve buharlı gemilerde başladı,
düşler ve başka bir hayat kapladı beni
bırakarak kirpiklerimde soruları.
Yalnız başıma pruvadaydım,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Uysal öpüşüyle getirdi yeşili
ve çağırdı filizleri ilkbahar güneşi.
Mavi gözleriyle gülümsedi herkese
çocuksu bir saflıkla menekşe.

Menekşenin bakire kulaklarına

Devamını Oku
İsmail Aksoy

İlk kez gördüğümde, o küçük kırmızı sızıntıyı, inanmamıştım.
Etrafımdan erkeklerin yürüdüğünü izlemiştim ofiste. Öyle yassıydılar ki!
Karton benzeri bir şey vardı sanki onlarda, ve şimdi yakalamıştım bunu,
Ki yassı, yassı, yassılıklarından ortaya çıkıyordu sürekli olarak
Düşünceler, yıkımlar, buldozerler, giyotinler, çığlıkların beyaz odaları,
Ortaya çıkıyordu sonsuzca – ve soğuk melekler, soyutlamalar.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Temuco’ya ne zaman geldiğimizi bilmiyorum.
Belirsiz ve gecikmiş bir şeydi
ciddi bir şekilde doğmak, uzatmalı bir şeydi
başlamak, hissetmek, tanımak, nefret etmek ve sevmek.
Bütün bunların hem gülü vardı hem de dikeni.
Doğduğum bölgenin tozlu göğsünden

Devamını Oku
İsmail Aksoy

İmzalar

O karanlık eşiği
aşmak zorundayım.
Bir salon.
O beyaz belge ışıldar.

Devamını Oku