İnanmıyor musun hörgüçlerinde ayı
taşıyarak dolaştıklarına hecin develerin?
Ve gizli dayanıklılığı
çöllere ektiklerine?
Fırat ve Dicle neden oluşur?
Sudan oluşur elbet,
fakat suyun rengi olmadığı halde onlar hep kan kızılıdır.
Suyun tadı da yoktur, fakat onlar
tarih yangınlarının tadını taşırlar hep.
Suyun kokusu da yoktur, fakat öldürülen kızlarımızın
İncittim seni, sevgilim,
parçaladım ruhunu.
Doğru anla beni.
Herkes biliyor kim olduğumu,
fakat bu kendim
Burada buldum sevgiyi. Kumda
doğmuştu, büyüdü sessizlikte, dokundu
sertliğin çakmaktaşına ve karşı koydu ölüme.
Burada insan birleştiren hayattı
el değmemiş ışık, hayatta kalan deniz
ve saldırı ve şarkı ve savaştı
Dokuz zina, 12 gizli ilişki, 64 fuhuş ve
neredeyse tecavüz sayılabilecek bir şey,
Dinlenir gece vakti kırılgan dostumuz Florialis’in ruhunda,
Ve gene de öyle sessiz ve tavırlarında öyle içe kapanıktır ki
Hem kansız hem de cinsiyetsiz olduğu sanılır.
Tam tersine, cinsel birleşmeden başka bir şey hakkında
Hüzün Gondolu No:2
I
İki yaşlı adam, kayınpeder ve damat, Liszt ve Wagner, kalıyorlar
Canal Grande kıyısında,
Dokunduğu her şeyi Wagner’e dönüştüren
Artık yürüyüşe çıkamıyorum yollarda: yüzüm kızarıyor kalçalarımın genişliğinden ve gözlerimin altındaki kara çizgilerden. Ama gel çiçek vazolarıyla ve yanıma koy onları, ve daha uzunca çal benim için sitarını: O'nun hatırı için boğmak istiyorum kendimi güzellikte.
Uyuyan için okuyorum bu unutulmaz dizeleri. Saat be saat
emiyorum balkonda gürbüz gün-ışığını. Bir yemiş gibi damıtmak istiyorum balı özüme. Çam-ormanından esen yel yalıyor yüzümü.
Işık ve rüzgârlar boyayıp yunuyor kanımı, benim yunup arındıracağım şeyi seviyorum da ondan, nefret etmiyorum, sızlanmıyorum, seviyorum yalnızca.
Yurtsever olduklarını söylediler.
Kulüplerde nişanlar verdiler birbirlerine
ve tarihlerini yazdılar.
Parlamento dolup taştı
Şatafattan, o günden beri
bölüştürüyorlar toprağı, yasayı,
Guguk Kuşu
Bir guguk kuşu oturdu evin hemen kuzeyindeki huş ağacına ve başladı guguklamaya. O kadar yüksekti ki sesi, ilk önce guguk kuşu taklidi yapan bir opera sanatçısı olduğunu sandım. Şaşırarak gördüm kuşu. Kuyruk tüyleri, bir tulumbanın kolu gibi, her bir tonda yukarı ve aşağı hareket etti. Ayakları bitişik olarak hopladı kuş, döndü ve dünyanın tüm köşelerine doğru çığlık attı. Sonra havalandı ve hafifçe söylenerek uçtu evin üzerinde ve batıya doğru uzağa gitti... Yaz ihtiyarlıyor ve her şey tek bir kederli hışırtıyla birlikte akıyor. Cuculus canorus geri dönüyor tropik bölgelere. İsveç'teki zamanı bitmek üzere. Çok da uzun değildi bu zaman! Aslında, guguk kuşu Zaire vatandaşı. . . Artık seyahat etmekten pek hoşlanmıyorum. Ama seyahat ziyaret ediyor beni. Şimdi, giderek daha da sıkıştığım bir köşede büyür yaş halkaları, ki okuma gözlüklerine de ihtiyacım var burada. Her zaman dayanabileceğimizden çok daha fazlası olur! Şaşılacak bir şey yok bunda. Bu düşünceler, Susi ve Chuma'nın Livingstone'un mumyasını Afrika boyunca taşıması misali, beni sadık bir şekilde taşıyor.
[HÜZÜN GONDOLU’ndan (1996)]
Gel, yoksa kaçıp gidecek yıldızların gelgiti.
Çöküş saatinden sakın Doğu’ya doğru,
Şimdi! çünkü titreşir ruhumda iğne!
Burada edindik üstünlüğümüzü, o iyi zamanı.
Burada edindik günümüzü, senin ve benim günümü.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla