Saat on iki.
Aysı bir bireşimde tutulmuş
Sokakların kapsamı boyunca,
Fısıldanan aysı tılsımlar
Eritir belleğin döşemelerini
Ve onun bütün belirgin ilişkilerini,
Sabah ayazı:
Serçeler topluca duruyor
Yok hiçbirinin boynu.
James W. Hackett (d.1929, A.B.D.)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Sabah fırtınalarla dolu
yüreğinde yazın.
Beyaz mendiller gibi veda ediyor koşturan bulutlar,
rüzgârla sarsılmış, bir göçebenin elleriyle.
Sabah Kuşları
Ön camı çiçek tozlarıyla kaplanmış
arabayı uyandırıyorum.
Takıyorum güneş gözlüklerimi.
Kararıyor kuş şakıması.
Semiz altın bir saat gibi ayarladı seni aşk.
Şamarladı ayak tabanlarını ebe, ve cavlak çığlığın
Elementlerin arasında aldı yerini.
Seslerimiz yankılanır, gelişini büyütür. Yeni heykel.
Cereyanlı bir müzede, çıplaklığın
Kara sırtlı martı, güneşin kaptanı, ilerliyor rotasında.
Altında deniz var.
Şimdi uyukluyor hâlâ dünya
sudaki çok renkli bir taş gibi.
Belirsiz gün. Günler –
Azteklerin simgeleri gibi!
Ah, oğul, bilir misin, bilir misin,
nereden gelirsin?
Beyaz ve aç martılı
bir gölden.
Atmacanın çevrimsel sessizlik noktası altında
ileri yuvarlanır deniz gürleyerek ışıkta,
çiğner körü körüne yosundan ve homurtulardan dizginini
sahil boyunca köpükler.
Yarasaların algılaması misali sarmalanmış karanlıklarla
O çok güzel Normandiyalı yosmanın gözlerinde
Birdenbire keşfetmek
British Museum’daki o çok bilge çalışanın gözlerini.
Ezra Pound (1885-1972, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Pan öldü. Ulu Pan öldü.
Ah! Eğin başlarınızı, bütün
Kızlar,
Ve örün O’na tacını.
Yapraklarda yaz yok,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla