Penceremin dışında
alayın kromatik beşincilerini koşturan
üçlü rüzgârları yanıtlarım yeniden:
Daha yüksek sesle çalın.
Başaramayacaksınız. Ne denli
hırpalarsanız beni
Yüreğimde öfkeler ve üzüntüler var... Quevedo
Yüreklerimizin derininde birlikteyiz,
kaplanlardan bir yazın arasında
Paslı miğferler, ölü nallar!
Ama ateş ve karanlık kanla
aydınlanmış bir ırmaktan bir atnalı boyunca,
metalle gömüldü acılara,
toprağın üstünde aktı bir ışık:
Pense gibi köpek balıkları,
deniz dibinin kadifesi gibi,
dar aylar gibi ortaya çıkıyorsunuz
birdenbire o kızıl yumurtayla:
yağla parıldayan yüzgeçler karanlıkta,
üzünç ve hız, hangi suça doğru
Dalarım uykuya, göğsümde çaprazlayarak ellerimi.
Böyle yerleştirecekler ellerimi.
Sanki kendi içime uçuyormuşum gibi görünecek.
Bill Knott (1940-2014, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
İki, kuşkusuz iki tane.
Kusursuzca doğal görünür şimdi –
Blake’inki gibi, gözleri değirmi ve kapalı
Asla bakmaz yukarı.
Gösterir
Halkım, burada karar vermiştin
bozkırın ezilen işçisine elini uzatmaya, ve çağırmıştın
bir yıl önce adamı, kadını, çocuğu
bu Meydan’a.
Ve burada aktı kanın.
Cajamarca'da başladı bu ölüm savaşı.
Genç Atahualpa, mavi etamin,
şanlı ağaç, duydu rüzgârın nasıl da
çelik bir gürültüyü beraberinde getirdiğini.
Örtülü bir parıltı
Ölüm Webster’i çevirmişti çılgına
Ve görmüştü kafatasını derinin altında;
Ve göğüssüz yaratıklar yerin altında
Dudaksız bir sırıtışla yaslanmışlar arkalarına.
Yuvarlar değil sanki nergis soğanları
Ölümün dar sokağında
ısrar etmek ne anlama gelir?
Tuz çölünde
olanaklı mıdır çiçeklenmek?




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla