Dünyaya geldiğimde annemin kucağına sordum Seni
O, herkese şefkatlidir, dedi
İçtiğim o asil, o kutsal süte sordum Seni
O, herkese rızık verir, dedi
Ansızın dökülen gözyaşlarıma sordum Seni
O’ndan ayrılık ölümdür, dedi
seni beklerken
bir sen öldü gözlerimin önünde
ateşler üstüne düştü yağmurlar
ne nar söndü ne de damlalar
Seni de kırar hayat
En güçlü sandığın yerinden
Darmadağın eder
Parçalarını bile toplayamazsın
Parmak uçlarından akıp geçer
her gün ölmektense bir gün ölüveririm
anladım ki sevmeyeceksin
ben de çıkardım işte aşkın gözlüğünü
seni görmüyorum artık her şeyde
yağmurun tanelerinde yoksun
güneşin ışığından gitmişsin
kadere bir kez isyan ettim
yazgıma bir kez küstüm
o da senin yüzünden
cennetin tahtından
nar-ı ateşe düştüm
varlığım yalnızlığın yolculuğu
gidiyorum şimdi
her zaman olduğu gibi
bir gün yedinden döner miyim bilmiyorum
varlığım yalnızlığın yolculuğu
gidiyorum şimdi
istanbul’a hasretim senin yüzünden
aynı şehirde yaşamak
ama sensiz olmak acı verir bana
sensizken
boğazın derin suları üstüme yıkılır diye
yedi tepenin her birine
Bir bebeğin ilk kalp atışlarını
Parmak uçlarında duyar gibi
Mutluluğun zirvesinde
Gülücüklerin bittiği o yerde
Bağıra bağıra ağlar gibi
Dünyanın en masum ve en uzun cümleleri
kalbi durmuşsa zamanın
bil ki adım adım gidiyor ayakların
dağların yürüdüğünü
denizlerin kaynadığını
yerin yerinden oynadığını
bilen biri vardır
sen küsersen
dünya da küser
güneş de, yıldızlar da
hava ve su bile küser
sen küsersen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!