bir akşam vakti
bir nehir kenarında yürüyorum
adımlarımı sularla birlikte atıyorum
aynı yönde
aynı hızda
aynı karanlıkta
Vatan toprağı olsun cennetin
Sen üşüme Alperenim
Cümle âlemin derdidir derdimiz
Ahmet Yesevi’den beri biz böyleyiz
Düşer, kalkar yine yürürüz
şimdi sen
sana şiir yazmamı bekliyorsun
hiç utandan
kelimeler kalemden düşsün istiyorsun
kalbime bıraksan
durmaz yazar
kalabalıklardan ve kendimden kaçıp da geldim
burası bir mabed, sessiz ve yalnız
keşke kilitlesem gönlümü bu gizemli sütunlara
aşkımın köksaldığı bu füsunlu evden gitmemeliyim ben
pencerenin ardında, kapının eşiğinde dünya
ve onun yorgun ve azgın insanları
sessiz yüreğim
dalgasız denizler gibi
martıları çığlıklarını alıp gitmişler
birbirilerini öldürmüş balıklar
sessiz yüreğim
rüya’…
bu gece hiç bitmese
bin devir sürse
karanlık her yanı sarsa
umurumda mı sanki
mazinin sayfaları kapanırken
orada, yaprak yaprak gömülen
toprak toprak boğulurcasına
nefessiz kalan biri var
geçmiş asla geçmemiş
beni sonsuzluğun öteki yakasında bırakıp giden sevgilim
bir gün söyleyecektim sana ne kadar da aşık olduğumu
neden bilmiyorum şiirsel ela gözlerine her baktığımda
söylemek istediğim ne varsa bir anda silinip gitmeseydi aklımdan
feleğim şaşmasaydı ruhumun en tenha noktalarında
bir gün seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyecektim mutlaka
üşüyorum Allahım
buz gibi insanların yürekleri
kalplerde donuyor ellerim
dokunduğum sevgiler
bıçak gibi kesiyor
acımasızca damlatıyor kanımı
kadere bir kez isyan ettim
yazgıma bir kez küstüm
o da senin yüzünden
cennetin tahtından
nar-ı ateşe düştüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!