mutluluk kızılı gözlerin parlar
büyülenirdi yüreğim
sarhoş olurdum gözlerinde
kadehlere dokunmadan titrerdi ellerim
ruhumun dallarından dökülürdü düşlerim
Ölümden mutlu son olur mu deme
Kalbini bedeninden önce gömenler vardır
Hayattan öte bir hayat vardır
Her hikayenin içinde
Başka bir hikaye vardır
İki kişilik mutluluklarda bir üçüncü kişi vardır
hani şimşekler parçalar ya bulutları
ateşin bağrından kopup gelir ya yağmurlar
hani delicesine susamışken topraklar
göklerin kapıları açılır da
sırılsıklam olur ya çiçekler...
ve sen
Come on now let’s peace
Come on, give your hands
Repose me my precious
Let’s go where love take away to place
Come on now let’s peace
namussuzun teki oturmuşsa demirden tahta
tüm namuslulara elbet kesilecek ceza
ta ezelden gelir, gider ebede bu yasa
iyiler zındanda, kötüler Fravun sarayında
üç beş kuruşa satarlar din, iman ne varsa
Neden yaşatmıyoruz insanları
İçimdeki masum çocuk soruyor
Neden öldürüyoruz hayalleri
Öylesine vakitsiz, öylesine acımasız
Kaç yıl yaşayacaksınız, kaç yıl sürer saltanatınız
Alın Filistin, alın Bağdat sizin olsun
yokluğun her yanı ördüğünde
Sensizliğin mezarlarında nefessiz kaldığımda
ölümün rengi gökleri sardığında
tutsaklık damar damar içime aktığında
aşkımın ab-ı hayat suyu Seni sorduğunda
ne der, ne eder yüreğim
hiç mümkün müdür
gözlerinin önünde dursa dünya
sonsuzca
hiç mümkün müdür
ağlamadan yaşamak
kader bu ya
yanlış zamanda doğmuş kalplerimiz
bir meçhule kilitlenmişken düşlerimiz
kader bu ya
imkansızları mümkün kılmış aşkımız
ruhumun gizlerinde biriken bir gözyaşı seli
dağların altından akan ırmaklar gibi deli dolu
bahtı kutuplara düşmüş denizler sanki
karla kaplı, toprakla saklı, buzlu mu buzlu
hiç ümidini yitirmemişti düşlerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!