Bir ömür geçirdim
neyi eksik bıraktığımı düşünerek.
Bir kapının önünde fazla bekledim,
bir sofrada eksik kaldım,
bir gönle kendimden fazla yer açtım.
Hep iyi tarafından tuttum hayatı,
kırılan yerini avuçlarımda sakladım.
Kimse görmesin diye
yarayı değil,
yarayı açanı örttüm.
Bir dal kuruduğunda
su verdim.
Bir yaprak düştüğünde
yenisini bekledim.
Kökleri toprağa tutunsun diye
geceler boyu göğe baktım.
Ağaçlar
meyvesinden önce gölgesini büyüttü.
Altında dinlenen çok oldu da
köküne su taşıyan
unutuldu.
Ben yine de vazgeçmedim.
Çiçek açsın diye bekledim.
Bir gün dallarında
bir renk görürüm sandım.
Bir sabah,
“İyi ki sulamışım,” derim sandım.
Hayatın cevapları
yüzüme bakmadan verildi.
Çiçek açsın diye suladığım ağaca
beni astılar.
O gün anladım;
her iyilik
iyiliğe çıkmıyormuş.
Kimi elinden tutulanı
ayağa kaldırdı,
kimi de elinden tuttuğunu
kendine basamak yaptı.
Yine de kızmadım ağaca.
Suç onun değildi.
Kökleri susuz kalmışsa
ne yapsın dallar?
Kızdığım,
bir zamanlar gölgesinde dinlenenlerin
kuruyan yapraklarıma bakıp
“Ne kadar da sessiz,” demesiydi.
Kendi verdiğim değerin altında ezildim.
Bir ömrü başkalarının eksiklerini tamamlamaya harcarken
kendi tarafımda
koca bir boşluk bıraktım
Şimdi
ne ağaca su taşıyorum
ne gölgemde dinlenenleri sayıyorum.
Varsın bazı dallar kurusun.
Varsın çiçek açmasın bazı bahçeler.
Çünkü öğrendim:
Her köke su verilmez.
Her dala el uzatılmaz.
Ve her gölgeye
ömür emanet edilmez.
Ama ne garip…
İçimde hâlâ küçük bir bahçe var.
Kimsenin bilmediği,
kimsenin uğramadığı,
yağmur yağınca kokan bir toprak…
En sonunda başkalarını değil,
kendimi sulamayı öğrendim.
Ve hayat,
bunca yıl sonra
aynı cümleyi yeniden söylüyor:
Çiçek açsın diye suladığım ağaca
beni astılar.
Ama bu defa
ağacın altında kimse yok.
Ben de
ipin gölgesinden çıkıp
köklerime dönüyorum.
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 18:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!