Yağ insanlık ufkuna yağ tertemiz kar gibi,
Sar toplumun bağrını bembeyaz dağlar gibi.
Düş mahzun gönüllere rahmet semalarından,
Yağ inceden inceye yıldızlar yağar gibi.
Bir rüzgâr ılık ılık yüksek dağlardan eser,
Bir rüzgâr o esince kalmaz rüzgârdan eser.
Eylül 2011
Yağmurlar, coşan sular, taşan seller, fırtına…
Sarmış kara bulutlar, çökmüş dağlar sırtına.
Bu berrak, ışıltılı; bu durgun, mavi deniz,
Ne dalgalara gebe bir yakından bilseniz.
Aşk bir ırmak insanın yüreğinden çağlayan,
Aşk bir derya kalplerde ne gözyaşı ne hicran…
Aşk yemyeşil bir vaha kızıl kum çöllerinde,
Aşk dumanlı dağlarda bağrı yanık bir volkan.
Yürü dağ taş demeden kayalarda iz kalsın,
Yürü sessiz sedasız izler sahipsiz kalsın.
Yürü kar kış demeden, yürü bu hengâmeden,
Kalpler sükûn içinde bırak tertemiz kalsın.
Bir hazan mevsimidir sinelerde sonbahar,
Savrulan yaprakları, kırılan dallarıyla…
Yağmurları gözyaşı, rüzgârı hasret kokar,
Sararır bağ bahçeler rengârenk gülleriyle.
Değişir her tarafta ışıltısı baharın,
Gelmişti makama arz-ı hâl için,
‘Bey’ dedi kasıldı, dikti başını.
Bir çalım, bir tafra attı o biçim,
‘Hey’ dedi kasıldı, dikti başını.
Kapıdan bir hava, girdi içeri,
Aşk ateşle yıkayan, kalpleri buzla saran;
Aşktır ruhu titreten, aklı baştan çıkaran.
Aşk gaflet bulutunu dağıtan kutlu rüzgâr,
Aşktır gönül ufkunda açan rengârenk bahar.
Geçmiş yıllar deyip geçme,
Geçmişte bir hayat vardı.
Bir dünya vardı âlemde,
Yedi kat gökler sığardı.
Hayat şartları sınırlı,
Doğduk, büyüdük, öldük... Yaşamış olduk güya,
Sonsuzluk gecesinde, hayat bir anlık rüya.
Nisan 2000




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!