Zülf-i bî-pâyânuñı dâm-ı belâ sandı gönül
Her beyti ayrı bir musiki ve estetik taşıyan bu eser divan şiirinin o muazzam vakarını ve edasını günümüzde harika bir şekilde taşır inşaallah.
Geleneksel aruz vezninin o sarsılmaz ritmiyle (Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün), her beyit özgün, derin ve buram buram samimiyetle aşk kokuyor, "Redferî" mahlasıyla şiiri sonlandırdık.
*
Çeşm-i bîmâruñ ne bilsün hâl-i zârum yâ hûbân
filistin sokaklarına zulüm yağmurları yağıyor
gazze sabahında en korkunç işkenceler
tüm insanlığın gözü önünde kurşuna dizildi
babasının cesaretine sığınan bir çocuğun düşleri
öfkenin binbir türlüsü siyonistlere
vıcdanlar kanıyor hala Filistinde
küçük de olsa bir iz var
çözülme, donma vakitlerinden
dönüşüp ummanlara akmak için
bir kendinden geçme faslı bu
geçiyorum şimdi
peşindeyim seslerin
hiç ummadığın hediyeler almak gibidir var olmak
hiç hak etmediğin sofralara buyur edilmeye benzer yaşamak
hiç beklemediğin bir tacı giyinmek gibidir
hüzün ki kalpte başlayan bir yanıştır
onu söndürmek için
gayrete gelir göz pınarları yağmur yağmur
gökyüzü renginde yağan yağmurdu
içimde yürür gibi yürüyen
bulutların üzerinde
penceremde
pırıl pırıl
yağan yağmurdu
içimde gezer gibi
penceremde
pırıl pırıl yürüyen
önümdeki yokuş yol
açılmış ince bir bağırsak gibi
uzanıyordu ta ufkun ucuna kadar
engin, çıplak ve ıssız bozkırda
kış günleri eksik olmazdı bora, kasırga
yaz günlerinde cehennem sıcağı
insanın önünde hep bir deniz olur da
bir türlü girmeyi akıl edemez ya
hani sonsuz ılık maviliğe
dokunurda
Bir de sen varsın.
Kır çiçeklerinden daha güzel,
Akan sudan daha iyi
Ve şurada çok yakında .
Bahçede uzun çamın altında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!