bin siyah susku çöküyor şimdi
mekke’nin hareli yalnızlığına
vahyin sessizliğini de güzel görüyor olmalı elçi
sessizliği de vahiy diye duyuruyor can kulağına çünkü
vahyin kırık hecelerle eğilişi bile
avuçlarında menekşe mavisi çiçekler açar
aşk kokar zamanın tüm parçacıkları
ay ışığı umutlar indirir öteki göklerden
aydınlık…bir elif miktarı
aşk miktarınca iki yürek
eriyen hayat içinde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
yağmurlu havanın yangını da büyük olur derler
savaşlarda kazanılan zaferler kadar ölüm kokar
kılıçla açılan yaralar kadar ıstırap verir
içimdeki ateşi besler durur serpintileri
damla damla çoğalır sancılarım
sisli bir derunilik içimde
hiç bir şekle bağlı olmayan
akşamın morunu kırmızısını seyrediyorum
ufka yayılmışlar bir bir
gökyüzünün çehresine
esir kentlerin mahpusları gibi
puslu sokaklara serpildi fırtınalı akşamlar
göz kapaklarımdan kan damladı
her karanlıkta yağmurlar büyüttü acılarımı
her solukta biraz daha
Tecellî-i aşk
Divan Edebiyatı ,aruz vezni (Mef’ûlü / Fâ’ilâtü / Mefâ’îlü / Fâ’ilün) ruh ikliminden gelen Redferî mahlasıyla bir edebi yolculuktu bizimkisi . Benim için büyük bir keyifti.
*
Cânı fedâ-yı râh-ı muhabbet kılıp müdâm
uçurumlara doldurdun güneşi
kumu, çölü yanık renkleri
ürperip durdun
keskin bir bıçağın sırtında
sen de gel hayat
ölümün tam ortasına
rüzgar yeniden canlanır
bir küheylanın yelesinde özgürlüğü tadarım
salarım koyu maviliklere kendimi
ilanihaye ta derinliklere
ufuklarımı alacakaranlıklar sarmalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!