Öyle bir zamana düştün ki gönül
Ötüyor bülbüller gülden habersiz.
Issız bir dergaha dolmuş mecnunlar
Yaşıyor aşkını dilden habersiz.
Gözlerin gördüğü en uzak nokta
Ben çok endişeliyim hakim bey
Bu dünya sonum olacak
Tüketiyor beni
Çıkamıyorum bir türlü içinden
Beni tutanlar kendilerini tutamadı
Yıktılar tüm dertlerini
Bu sevda gönlümde nihan efendim
Kaderim içinde pinhan efendim
Söylesem tutuşur cihan efendim
Tütmeden yanarım halim yamandır.
Ateş içre ateş aşkın firkati
Ziyan olduk şu dünyanın peşinde
Sonu gelmez hülyalara saldık da
Harcandık hep hayır gelmez işinde
Çölde serap deryalara daldık da.
Yar sevmedik tuttuk yarayı sevdik
Ta ha (طه)
kar yağınca
Ölümün beyaz renginde
ömrünün kısalacağını düşünür insanlar.
Dakikaların önemi yoktur
Say ki doğuştan hasretim sana.
Şu uzakların acısı çoktur
Vay ki doğuştan hasretim sana.
Ömür ipince uzayan bir ip
Ayva mıdır, nar mıdır?
Dünya bana dar mıdır?
Gece gündüz naz eder,
Döndüm bana yar mıdır?
Rüzgar olsan esmezsin
Ömrümüz toplanır bizden habersiz
Eskiyen zamanın gittiği yere
Son durakta bakar gözleri fersiz
Tükenen dermanın bittiği yere.
Arzular sınırı her zaman aşar
Bana erkek görmemiş düveler lazım
Kurban edeceğim tanrıya
Ve genç danalar
Yemin etmemiş fahişelerden hayır gelmez
Hayatı el yordamıyla yaşamak için
Tecrübe kazanmaya gerek yok
Meğer beni çeken derde tendeki can imiş
Tuzak bildim ki nefsimi kuran canan imiş.
Levhi mahfuzda yakmışlar aşkın çırasını
Dumansız yanan közlere alem hayran imiş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!