Şu dünyanın kırk kapısı var imiş
Kimi geniş kimi hayli dar imiş
Kimler gelmiş kimler geçmiş durmadan
Kısa günün sonu dahi kar imiş.
Hayat uzun ömür kısa can taşkın
Ehli dilin gönlünü doğrasalar dilim dilim
Yine de der her zaman ah sevgilim ah sevgilim.
Acıyı aşk bilenler etmez halinden şikayet
İnlerler seherlerde ah sevgilim ah sevgilim.
Yüreğimde açıyor bu günler yeni bir yare
AKIL
Zaman denen törpüden geçirdi ömür
Şu dünyada muradın almadı akıl.
Her gününe bir kapı açıldı ama
Son kapıyı bulmaya kalmadı akıl.
Biter mi sandın bu dünyanın derdini,
Kara toprak bekliyor aldanma gönül.
Yüzüne gülenlerden koru kendini,
Dost pusuya çekiyor aldanma gönül.
Dünya malıdır gider gelir eline
Bulduysan aşk şarabın durma iç,
Aldırma, alem ne derse desin.
Kül olan ateşten korkar mı hiç,
Aldırma, alem ne derse desin.
Kıskansın Yusuf yansın Züleyha,
Ansızın gelişen durumları severim
İnsanı yormaz ama ansızın bitmesi
Endişe verici olur
Benim dışımda gelişmeli hayat
Ve istediğim kadarını içime akıtmalıyım
Kaderin köşe başında beklemeyi sevmem
Ben sevdiğim için gece oldu
bahtım karartıyor bulaştığı her şeyi
gülleri tomurcukta
dudaklarda solduruyor gülücükleri
açmadan katmer katmer
çocuklar uykusuz kalıyor
Kırk parçaya bölünmüş acının adıdır aşk
Zehir bir ayrılığın damakta tadıdır aşk
Kaçırılmış fırsatın beyhude yadıdır aşk
Kitabında yazan bu, okuyan anlamaz ki.
Aşk ile ırak düşen olmaz insanı kamil
Aşkın halleri başka başkadır
Her gönüle uyar tarifi yoktur.
Ateşle imtihan ancak aşkadır
Halden anlayandan arifi yoktur.
Karanlığı deler bir küçük hüzme
Gidişim
ayaklarım üzerine olsa da
kendi arzularımla olmamıştı
aşk ülkesine
Yusuf gibi
isteksiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!