bir bomba sesiyle uyandı çocuk bu sabah
alışıyordu toz dumana gün doğarken
hayat ile ölüm arasındaki çizgiyi değil
ufuk çizgisini görmeliydi tan ağarırken
çangan'da saray basan 40 çeriler
ötüken'de turan kuran tanhu mete'ler
aral'da destanlar işleyen korkut dede'ler
düşer aklıma, utanırım
bedr'de kılıç savuran pîr ali'ler
isli pencerenin, meyranın cesasetine aldırmadığı yerden
yek gününü, güldanın yegane ziynetini ketm ile geçiren
pervanegânın tozlu kanatları, sair gül ehlini çürüten
kademlerine sayısız kesi, ikram temaşahanesinden
gönle uyku vehmi, mutlak gelecek avare ezgisinden
boğazında bileylenir saniyelerin paslı bıçağı
hayat, kasaplığın bileğinde kızmış demir bukağı
çatlatıp kırar mı acaba birkaç damla gözyaşı
kalbi avcunda gezenin, gözlerinde ölüm telaşı
cehennem korkusunun aleviyle tutuşturduğum
sivri günahlarımla kazılmış rüyalarda
sevaplarımı çaldırdım
yorgun tövbelerimi çakıp
tabutumu sıkamadım
boşluğa saldığım çığlıklarla
adını çağırıp hududumu yardım
giryeleri donar göklerin, derdime ağlarken
karlar altında kalmış serseri adımlar
gözlerim gözlerinden köşe bucak kaçarken
ab-ı hayatı değil ruhum ruhunu arar
zalim yeislerimin pusularına, yaralarımla tutulurken
seni sorarım yıldızların görkemine
ağlarken sönmüş her huzmesine
yaratılmışın en cisimsiz köşelerine
şark ile garbın gurbetine, seni sorarım
seni sorarım yavruların miladına
aşk deryalarımın incisi sensin
ya balıklarla adını zikreder dilim
ya zehirli sözlerimi boğazıma tıkar
en diplerde ciğerime nefesim sensin
bakışımdaki yorgunluğun hayali sensin
andını içti, imtihana salıveriliyor gök katından
şaşkın bir telaşla dost ediniyor uşaklarını saptırıcının
uğursuz eller süzülüyor ateşten gömleğinin yakalarından
ferah dikişlerini özenle işlediği, kovulmuş olanın
rüzgarlarım mühletimin kumlarını kahrımdan
müptezel benliğimdir, hiçlik çatlaklarından tozan
kara ayın gölgesinde salınırım, boğazımda urgan
diri bir cesedim kırık parmaklı, cellat pençesinde asılan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!