bakın!
yine o gecelerden biri
savaşa hazırlanıyorum
gizlediğim suretimi sergilediğim
aynaları izliyorum
artık benim olmayan tırnaklarla
tekmelenmiş ömer'in terazisinden nizam sızlar
ne anlar senin yutkunmandan şu nizamsızlar
ayin-i cem uğruna badem altından gülen yandaşlar
gözlerine buğulanmış kanlar ve çatık kaşlar
parçalanmış dalalet damarından kitap sızlar
ben de bir zamanlar mutluydum
bayram ağa'nın eski radyosundan
kıbrıs kanallarını dinler
yıldızların denizden ayrıldığı çizgiyi izleyerek
uykuya dalardım
çam ağacının dalları altında
hem his hem söz hem zan
hepsi boğazımda, tüm kelamların.
ne konuşuyorum ne ağlıyorum
ne zaman susacağım ve çığlayacağım?
nasıl ve kime?
kaybetmeyi kaybetmek var sananlar
kazanacak bir şeyi olmayan sıkışmışlar anlar
ne körler bilir bu çıkmazı ne sağırlar
allah ile insanlar arasında sıkışanlar, anlar
bir vahaya muhtaç, çöle sürülmüş hörgüçsüz deve
tek nasibi, engereklerle dolu gayya kuyusu
kumlara saklanmış kayıp bir piramidin gölgesinde
tek gördüğü, ellerinde asalarıyla birkaç efsuncu
adımlarına yanaşırken, raks eden kum topluluğu
yağmurlar paklar, mürekkebi acı olan kalemimi
dua doldurur, derdi göçükler olan yüreğimi
yıldızlar anlar, sonu makber olan ruhumu
yeis kırar, menzili sen olan kolumu
sen; kayıp giden her yıldızda
artık tutmadığım yegâne dilek
sen; zehir topraklı bahçemde
yeşeren tek efsunlu çiçek
sen; intiharlardan düşerken
ağlara takılmış şu yalan sürüleri içinde
yorgun bir misafirim, göç yolu üzerinde
basit bir yeme tav olmuşum, iğneler çenemde
gözleri kanlanıp dağılmış bir balığım, denizde
zannımca elest'ten beri hayli değişmişim
materyalist bir simülasyonda tek yol inanmak derim
maskenin ardındaki nefreti tebessümlere değişmişim
tırnaklarımla kazısam da soyulmuyor derim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!