sessiz bir tiyatronun
oyuncularıdır dışımdakiler
içimdeki eğlencenin farkında değillerdir
gülmek güldürmek benim işim
ağlamak ağlatmak onların
çocuklara pamuk şekeri uzatır ellerim
derin sancılara gebeydi beni taşıyan
öyle vırt diye fırlatılmadım mancınıktan
inim inim inlettim,duymuştum
ilkin ruhun üflendiği yerdi kulaklarım
tek sebebiydim katlanmaz sancıların
küçük dünyamım rezervasyonu doldu
Her sevinen sevimsiz,
Ağlayan hiç gülmüyor.
Bir kendine ilgisiz,
İşte bunu bilmiyor! ..
Gülüp de ağlayanlar,
yalnızım..
boşluğa uzanan
boş sokakları andırır
yalnızlığım...
elinde bir demet gülle
Bir üfürüşte sönen mum,
Önce titrer ve sallanır.
Ve söner ansızın mahzun,
Geriye bir duman kalır...
Sönüp gider son dumanla,
o gün..
en son bakıştı,
yürek yangınıydı
gözlerinden fışkırıp
yanaklarına akan...
sonsuza dek
toprağın bağrında dursam
bağrı yarılmadan
milyar defa
bağrım yarılmasa
ölüp ölüp diriltilmesem yani
Ne güzelsin,adın ne?
Tahmin etsem Narin mi?
Söyle bana kastın ne?
Sende yaram derin mi?
Ne güzelsin,yaşın kaç?
Ey insanı yaratan,
Yaratan ve aşka çalan,
Aşka çalındı önce kalbi,
Kalbi, onu kendisine hayal ederdi.
Hayal ederdi,
Şimdi bir hayalperest oldu.
Cennetine misafirini gönderdim,
Kapısında bekliyor.
Al onu cennetine,
Kucakla,
Isıtmaya başla,
Yavaş yavaş inle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!