Bazen başka bir bedende uyanıyorum
Mesela gölgede kalan bir çocuğum
Sokaklarda çöpleri karıştırıyorum
Umut arıyorum bayat lokmalardan
Bir sevgi yeli esiyor, bana değmiyor
Dışarıda kar sesi, içimde derin sessizlik
Bir ben kaldım odada, bir de şu kimsesizlik
Sığmıyor kül tablasına o güzelim anılar...
Çünkü her köşede hala senin izin var.
Küllerinden korktuğumuz bir yangındı bu
Hayalimde gittiğim yol
Irmak kenarından geçer
Unutamadığım köyüm Dikilitaş
Ağaçlar arasında bir ev
Her şey bir masal gibi
Sokaklar şahidim, her gün burada
Gelmeni beklerim soğuk kaldırımda
Gönlümü mendile açtım usulca
Yüzüme bakmadın, görmezden geldin
Gülüşün yeterdi, bayram ederdim
Gideceksen hadi durma git
Bahanelere hiç gerek yok
Hayatımdan artık çık git
Zor olsa da alışırım
Varlığınla çektiklerim
artık tek istediğim
sessizlik hasreti ile
her bir günün doğuşunda
duvar saatinin sesiyle uyanmak
yer yatağında huzurla
tekrar yorgana sarılmak
Tükettik zamanı hayat yolunda
Hayaller yıkıldı o son çıkmazda
Şimdi sen yoksun ya artık yanımda
Perişan bir halde, paramparçayım
Katıksız hayatın boş sofrasında
yine tek başımayım
vahamete kapılmış
bir günün ardından
güneşten yoksun
bir yer sofrasında
ağırlanıyorum
rıhtımda dalgaların titreyişini izliyorum
parlayan kırmızı güneş topu
yapayalnız ve mavimsi
derinliklerde kaybolmak üzere
bir an gelip geçtiğim kalabalıklar yok artık
İstanbulsu duygular sarmış ruhumu
içim öylesine kalabalık ve yıpranmış
kendime iyilik etmek iyi gelmiyor sanki
sanırım bırakmalıyım
varoşları delip geçen sokaklarda
seyrine çıkmayı, gözlerinin gördükleri boyunca




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!