İlgi: Bu yazı 03.10.2012 ve 29.01.2014 Tarihlerini kapsamaktadır...
(Türk Futbolunun bir yılına benim bakış açımla bakmaya var mısınız...? Türk Futbolu yine başlayacak, bende yine yazacağım bıkıp usanmadan. Futbolumuza 'sevgi' gerek. Daha çok emek gerek... Ve temizlik ve illaki Temiz Lig gerek...!)
__ Futbolda yaşananlar şike dalgasını unutturmak için mi? Şike ne oldu şike yalelel yalelellim. Aklandı mı Türk futbolu yalelel yalelellim. Trabzon mu oldu Şampiyon yoksa Fener mi? Yalelellim.
DÜNYANIN ve onların o kadar çok kahramanları var ki: İsteseler 2 dakikada biter bu zulüm... Rabia (4) MISIR (mazlum) , kardeşi Fantastic Four(4) USA. SAHTE KAHRAMAN, kahramanlık maskeleri takmışlar. Bizi kandırıyorlar. Yani isteseler 2 dakikada biterdi bu zülum... Hiçbir kahramanlık göstermeyen kahramanlar utansın. Ey kör dünya, sessiz dünya ses ver... Dünya Hollywood'un bu sahte kahramanlarını bağrına basmamalı artık.
Eli Amerika'nın sadece Amerika'ya uzuyor... İş müslüman'a gelince süper kahramanları da dahil tekme vuracak nerdeyse kahraman olduğunu unutup... Bir de ESED var ki isteseler iki dakika da onu da R-Esetlerler... Nerdeyse 2 yıldır kanlı adamın elleri... Şarıl şarıl akıtıyor. Herkes mışıl mışıl uyuyor. Uyuyor dünya. Uyuyor ABD'NİN süper kahramanları. Bakalım bizim oğlan Polat ne yapacak?
Rabia... İnsan olan dünyaya iki kelime yeter. Ben 4 kelime ettim.... Adının hatrı için.
O konuşuyordu şimdi. Ne soğuk adamdı...
Şu ise şunun şurasında fazla konuşmadan sözü Eylül aldı.
O'ya sataşıyordu.
- Sen kadın olsan kesin.... dedi.
- Evet bu kadar sıcak olmam, dedi O.
Sıcak, sıcacık olurdum...
Resimdeki ünlüyü tanıdınız, pekâlâ ünsüzü tanıyabildiniz mi?
RESİMDEKİ ÜNSÜZÜ TANIMAK…!
Yazısını, yani bu yazıyı yazmaya başladım şimdi… Hayatta öyle önemli kimseler vardır ki, yaşar ki, onlar yaşarken çok önemsizdirler. Kimse önem vermezler onlara. Onlar hayata ne yazılar yazmışlardır da okumamışlardır onları. Ya da kendilerini okutmayı başaramamışlardır…
Gelin görün ki resimdeki ünlüyü herkes tanır, o ünlü olmuştur. Ünlü oluncaya kadar ne emek sarfetmiş, ne yollardan yürümüştür. Ya da ünlülük onun yakasına o hiçbir şey yapmadan yapışmıştır. Belki doğru yerdedir, doğru zamanda. Belki pes etmek üzereyken tutmuşlardır elinden. Hayal kurduğu hayatı yaşayamaz çoğu kimse!
Bunları yazmak için yazmıyorum. Şu an yazma açlığı var üzerimde. Yazarsam doyacağım belki… Belki yazdıkça daha da acıkacağım. Bu öğle vaktinde midem be adam ne yazıp durursun, git kendine ziyafet çek dese de, onu dinlemiyordum. Dinlemeyi zaten pek sevmez herkes, herkes konuşmayı sever. Herkes tanınmak ister. Herkes o resimdeki ünlü olmak ister… Bilirler çünkü resimdeki ünsüzü kimse tanımaz, kimse kim bu diye sormaz…
Gerçekten de değersizin tekidir! Yoksa değerli taşın yanında ne işi var! Değerli taşın yanında olsa, yaşasa sıradan bir taş, yanındakinin hürmetine değerli safına konulur mu? Biri kolaylıkla elden çıkarken, diğer değerli olan taşa bakmaya, atmaya, satmaya kimseler kıyamaz… Ama değersiz gördüğümüz taşlar bile bu hayatın bir parçasıdır, yapı malzemesidir! Onlarda yaşarlar şu hayatta… Siz ne yerine koyarsanız koyun, onlar da bir varlıklarıdır yaşamın! Ve yeri gelir başınızı yarar!
Ramazan ayının 27. günü ve gecesi değil henüz 17. günüydü! Kadir gecesi bu ay da saklı biliyorsunuz. Ve ekseriya 27. gecesinde Ramazan sanki başka yörüngeye girer. Kadir gecesi Ramazan ayında saklıdır Birinde de olabilir otuzunda da! Bu böyle bilinmeli. Ne biliyorsunuz belki bu gecedir. Efendimiz son 10 gününde arayın diyor. Demek ki genel de son on günlere isabet ediyor. Neyse konuma geçeyim, öyküme. Oruç hakkında idi :))
17. günüydü Ramazan ayının. Son zamanlarda insanlar askıya asar olmuşlardı oruc'u! İki genç bir duvar dibinde sigaralarını keyifle tüttürüyorlardı. Biri 17 yaşında bir 19... Birinin adı Ramazan birinin ki Kadir'di, olsun diyelim. Yanlarına 50 yaşlarında görünen bir adam yanaştı. Saçları beyazlamış ve ince- zayıf bir adam.
- Gençler yanınızda bana da yer var mı dedi.
Cevap: Cevap yok!
Karanlığı bilir misiniz... Utanmasa ben bilmem eşim bilir diyeceğiz! Hiç tertemiz su içmenin ne kadar güzel olduğunu düşünmüş müydünüz! Gündüzün de karanlığın da güzel olduğunu. Karanlık içinde saatlerce kalmak güzeldir. Düşünceye dalmalı o an! Beyaz düşüncelere!
Kulak kabartmalı...
Kartal Tibet'li Karaoğlan geliyor hatırıma. Büyük oyuncuyu ' Tarkan'ı mızı anıyorum burdan, selam gönderiyorum. Selam Malkoçoğlu Cüneyt Bey'e de gitsin. O filmler olmasa Türk tarihi sineması hem garip, hem öksüz değil mi?
1963 Yılında Suat Yalaz yine böyle bir Sonbahar- yaz gününde kalemi eline aldı... Ve ilk gözlerini çizdi. Kara gözlü, kara saçlı, kara bakışlı bir oğlanı çiziyordu. Adınada bu kara çocuğun ' Karaoğlan' koydu. Suat bey çekimlere katılamamış. İzleyememiş bu yeni Karaoğlan'ı. Hastanedeymiş sanırım. Geçmiş olsun diyorum. Ama içi rahat olsun. ÇİZİMLER çizgi olarak kalmayacak. Çizgiler O'nu anlatacak. Baybora' nın oğlu Karaoğlan bize bir coşku verdi. At sesi, kılıç sesi duyar gibiyim. Ve güzel kızlarda olacaktır, bu kara oğlanın etrafında.
Nerden nereye. Ocak ayı gelsede... İple çekmeye başladım. Dünden bugüne yani geçmişten bugüne Türk sineması'na Yeşilçam'a emek veren, terini akıtan, yazan, yöneten, oynayan, çizen herkese şükranlarımızı sunuyorum. Onlar olmasa bizde heyecan ölecekti ilk. O ustalar olmasa Sinemamız kan ağlayacaktı.
Kadın olmak daha zordur diyelim bugün de!
Erkek olmak zordur demiştim dün. Aslında kadın olmak daha da zordur. Kadın annedir, abladır, bacıdır... Kadın kutsaldır. Kadın baş tacı olmalıdır. Kadının değeri hiç bir maddiyatla ölçülemez. Kadın en değerlidir. Kadın varsa erkek vardır. Kadınsız erkek zavallıdır.
Evde yemeği yapar kadın. Çocuğa bakar gecesini- gündüzüne katıp. Çocuklardan en çok o sorumludur. Ya iyi birini kazandıracaktır topluma ya kötü. Kadın omzunda dünya taşır. Hele çalışan kadınlar erkek gibi. Onlar eve katkı yapmakla kalmaz ülkeye de katkı yapar. Çoğu zaman erkeğin yükü de kadındadır. Erkeği işsiz kadının halini bilemezsiniz. Yuvayı dişi kuş yapar derler. Yapar, korur, dumanını tüttürür. Yuvanın mimarı her zaman kadındır. Huzur kadına bağlıdır. Erkek önüne sıcak aş gelsin ister. Ama bilmelidir erkekte yemek yapmayı, bulaşık yıkamayı. Hatta ütü yapmayı.
Cehennem diye bir yer var. Cehennem'in sakinleride var haliyle elbet...
Henüz dünyadayız. A dünyanın bir yerinde yaşıyordu... Doğmuştu anasından bir kere ve yaşama mecburiyeti vardı. Hayatının sonu nasıl biteceğini bilmeden... Ve doğduğundan itibaren Ş onu takibe aldı... K ise bu öyküde en masumdu...
K dediğim A'nın hep hayatında oldu... K olmasa varya A hiç birşeydi... Ve K olmasa Ş' de hiç birşeydi...
Bence bu karanlık örgüt karanlık olarak kalmalı, kimse altını- üstünü eşelememeli!
İlluminati ile fazla kafa yormayın.
***
Canım meil yazmak istedi?




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?