Kızılelma güzel başladı...
Dün akşamdı işte, aklıma geldi. Hemen TV başına geçtim. Biliyordum ki dizi Osman Sınav imzası taşıyordu. Eminim güzeldi... Reklam da geç girince gecemizin hakimi TRT-1 oldu...
Bize yabancı olmayan, bizden biri Osman Sınav... Dizilerine seni, beni, onu illa ki koyar...
Beyler bu dünya hepimizin. Beyler ama bu ülke hepimizin değil...! Bu ülke için bir fidan bile dikmemiş, suyundan bile içmemiş hiç kimse bu ülkeyi kendisinin görmesin. Dirilerimizle olmazsa ölülerimizle buna karşı çıkarız. Bu ülke üzerinde kimse oyun oynamasın. Bir parça toprağımızı bile kimse sümen altı etmesin. Biz o bir parça toprak için yine ölürüz. Hele hele kimse bu ülkeyi satmaya kalkmasın. Vatan hainlerini biz Cehennem'de bile yaşatmayız.
Yumruğumuz Balyoz olur. İcabederse milyonlarca Balyoz. Ta en başa gideriz. Ergenekon türküsünü yine söyleriz. Beyler kimse ülkemizi babasının çiftliği gibi görmesin. Beyler kimse meclisimizde çocuk gibi kavgalar yapmasın! Sizleri bu HALK seçmişse bu Halkın istediği gibi davranın. Güçlü olan güçsüzü ezmesin, zayıf olan da zayıf olduğunu bilsin. Meclisimizde hele ki hiç yumruklaşmayın. Sözüm ötekine de, berikine de! Konuşarak anlaşın efendiler, hırlaşarak değil. Sizin üzerinizde halk vardır, köylü vardır. Tepenizde en tepenizde ise Ata'nın mavi gözler
İcab ederse kül oluruz, külümüzden doğarız. Ama kimseler gülümüzü koklamaya kalkmasın. Uyanık olun efendiler. Siz uyursanız eğer kendinize bu ülkenin dışında bir ülke kurun orada uyuyun. Halkın içine sinmeyen kanunlara imza atmayın. Bu ülke yeri gelince 'dev' ler doğurur. Ve devlerse hep cüce doğur.
Biz müslüman ve Türküz. Ve domuz sevmeyiz. Evet hepimiz demeyeyim ama genel olarak domuz sevmeyiz, bende sevmem.. O da bir yaratılmış mahluk, ama sevmem.. Domuz sevmediğimizi de bizler hariç her müslüman olmayan toplum bilir.. Haramdır bize domuz yemesi, batılıların ise bir numaralı yemeğidir...
Şimdi konuyu anlatmak istediğim tarafa çekeyim.. Ne zaman domuzu evimize soktuk, besledik, sevdik sizce. Benim hatırladığım ilk adı Bugs Banny olan o tavşancıkla birlikte.. Tv de birçok çizgi filmde itina ile bir domuz karakteri yerleştirilmekte.. Facede sanal oyunlar da da bu görülmekte: City vile de var, farm vilede var yanılıyorsam beni düzeltin.. Çocuklarımız veya biz bilmeden aşılanıyor muyuz, domuza karşı sempatikleşiyormuyuz.? Acaba oyuna mı geliyoruz? İşe çocuklarlamızla mı başladılar yıllar öncesinden? .. Benim zamanımdan beri var Bugs Banny.. O zamanlar bunu hiç anlayamamıştım.. Adamlar çizgi sinema filmi yapıyorlar ve domuzcuklar ön planda.. Peki domuzu anlatan, bilen var mı? .. Soruyu şöyle sorayım sanal alemde veya çizgi film seyrederken çocuk, onunla olan ebeveyn var mı? .. Onunla seyreden oynayan.. Evimizde domuzcuklar besliyoruz... Siz veya çocuğunuz, hayırlı olsun...
Demek istediğim açık bir konu.. Açılımı mutlaka olmalı.. Görüşüme katılan, katılmayan da olabilir.. Yiğidi öldürün hakkını yemeyin desturuyla hareket edin.. Ben domuzu sevmem... Ama görüyorum ki insanlar da domuzlaşıyor.. Ben onları da sevmiyorum... Artık aynaya bakma zamanı geldi.. Uyan millet, uyan Türkiye.. Domuzunuz bugün kaç yaşında.. Tv yle evimize giren domuzu ilk ne zaman seyretmeye başladıysanız o yaşta.. İyi günler...
' Kdz Ereğli'yi şairler anlatmalı size'
Bugün anlatması bana düştü. Vefasızmıdır Kdz Ereğli, değil. Vefalıda değildir. Sanırım bu şehirde Mecnun Leyla'sını unutur. o denizinin dalgalarının sesinde.
Kıyıya vurur burada umutlar bazen. Bazen 'sevgi şehri' olduğu söylenir de daha çok ' kavga şehri' de olur... Elbet ' ekmek kavgasıdır' burada süregelen... Fabrikası vardır püfür püfür tüten dumanları bacasından. Ama gelin görün ki gurbete kapı açılmıştır. Gençleri de gider bu şehirden, başka şehire ekmek kapısı aramaya. Bir fabrika yetmez ki bu güzel şehre. Bu şehir daha çok kucak açmalıdır: Umuda!
İki keçi BİR köprüde karşılaşırsa en nihayet olacağı şudur ki Boynuz boynuza gelirler ve aradan zaman geçer ikisinin de kemikleri O köprüde beklemeye devam eder öbürünün yol vermesini... Burdan daha ne kıssalar çıkar, bu köprüden daha ne keçiler geçmeyi bekler... Şu bende ki keçi var ya, önünde ki Sırat'ı, Sırat Köprüsünü görür de keçi olarak geçmeye kalkar işte...
İnsan keçilik etmemelidir. Yaratıcımız her kulunu Cennet'ine koymak ister. Hâlbuki çok insan görürüm koşan. Derim nereye koşuyorsun böyle. Cehennem'e ya da Cehennem'in dibine, der. Kolundan tutacak olurum ne yapıyorsun? Orası sıcak. Güneş kadar sıcak. Güneşler kadar sıcak. Yakma kendini. Keçi gibi inatçıdır dinlemez beni. Koşmaya devam eder.
Cennet deseniz inanın ucuzdur. Her şey eksiksizdir, kusursuzdur. İstenilenler ise kişinin zaten yapması, olması gerekenlerdir. Bir tane emir ve yasak söyleyin ki bana insanın menfaatine olmasın. Ve Cennet ucuz dedim ya, ama isteyen kim? İstemeyiz. Keçiliğimizden. Ya bu dünya tarlasına ekiyorsun tohumu bilmem ne kadar zaman da verir mahsülünü. Yani herkes zengin doğmuyor anasından. Evdi, yerdi, arabaydı... Derken zaman akıp gidiyor. Bi bakmışın kelli felli bi adamsın ya da Sürahi Nine gibi bir kadın. Paran var ama ağzında dişin yok. Ve hala şu dünyadan tam istediğini alamamışsın. Anlamamışız bu dünya tarla, ekme yeri. Mahsul toplama yeri değil. Ektiğimizi öbür dünyada toplayacağız nasipse. Ya cehenneme ya cennete toplamış olacağız...
Şimdi ne dedim ben. Ninemin güzel Türkçesinden pek bilmediğimiz bir kelime kullandım. Sözlüklerde bu kelimenin karşılığı var mıdır bilmem, melehom...
Ninem bu kelimeyi çok kullanır. Anlatır, anlatır melehom öyle, melehom böyle diye diye...
Ara sıra da bana bakar. Pıvır eder bakalım beni dinliyor mu, dinlemiyor mu diye...
Ben aşağıdaki yazıyı yazdıktan sonra bu diziyle ilişkilerimi 3 talakla boşadığım için akıbetini bilemiyorum...
Ve işte o aşağıdaki 'İntikam' yazısı:
Bu dizi gümbür gümbür devam eden dizilerimizden. Dizi yayına başlamadan neler yazmışım gelin beraber okuyalım :))
Uyku geldi gözlerine... Uyudular yüzlerce yıl... Bir gün değil iki gün değil, üç gün değil, yüz gün değil, iki yüz gün değil...
Kaçtılar zalimin elinden. Kaçtılar hidayete... Kaçtılar tek tanrıya inandıkları; kaçtılar ' Allah' dedikleri için... Kıtmir adlı köpek de bu gençlerle 'ölümsüzlüğe' uyudu... Evet yakalanmayacaklar ve öldürülmeyeceklerdi...
Kaç yüz yıllık bir rüyaydı bu!
KARADAYI TUTAR MI?
Dizi tarlasında bir çiçek daha açtı, açacak...
Çıtası her geçen gün/ ay/ yıl yükselen bir oyuncu Kenan İmirzalıoğlu. Sırf bu nedenle bile bu dizi tutar diyebilirim. Bence dizi sektörünün, Türk Sinemasının yani Yeşilçamın önemli bir aktörü, figüranı, parçası. Onu ilkin Miroğlu diye tanıdık, sevdik. Kabul bu genç bizden biriydi. Yani yapmacık değildi. Delikanlıydı.
Gittim ve geldim,
Yokluk denilen yere
Eli boş gittim,
Dolu geldim
Ne yılan gördüm




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?