-Hiç gitmediğim hep gittiğim yeni sende kalışların zemherisindeyim.Zehrinin aktığı sessizliği var gözlerinin diyemedikleri. Lanetler okumak defterini dürüyorum. Ahlarımın göğü seni huzurundan edecek ve sızılı kımıltısında gömecek seni aşk ve hayat.
-Dokunamayacağım passız hislerin gül pınarıyım.Gülemediğin her demin güleç kaynağıyım.
-Kelebeklerin okuduğu şarkıların dilinde seni sunmaktan kaçınıyorum
Bulutların cinayetinden sana değen doluların dolu haliyim.Dokunma isyanlarıma Elisya.
Habil’in kabulünden içtim gelecek aşkı.Habil gibi hak olana, haklı olana, ger_çek olana ulandım.
Kimi zaman sevinç,kimi zaman hüzün,kimi zaman zamansızlığın telindeydim.
-Bazen gözyaşı gölgecisiyim, bazen hüzün algıcısı. Kendimde değilim sanırım.
-Sevilebilmek dünyanın en büyük başarısı. Sevmeyen asla başarı olamaz.
Yılmaz Odabaşı:Aşkın kavgasını veremeyenler, hiçbir şeyin kavgasını veremezler; aşkın özgürlüğünü yaşamayan ve yaşatmayanlar ise, hiçbir özgürlüğü hak edemezler...
Yaşamayı onduran bir olgunun içinde yaşanacaklarım var.
Ruhumu konduran kanatların ayrıksı hislerinde kaldım. Gölgesiz özlemler yaşadım. Yaşamak, yüzdeki çizgilere renk katmaktır,
düş/ün ben kendisiyim
…:asi kentin en uzağında yırtık masallar anlatıyor aşk
aşkın kuşları arasında şaşkın sözlerin sarılır ruhuma
…:uzandım sessiz kaldığın bensiz günlere
İsyankâr gelişler sıralandı yanılgılarıma
…:orgazm olmuş gülün yaprağında uyanır bülbülüm
Aslını bırakıp geçmişinin fotokopileriyle yaşamaya başladım.
Silik yazgının okuntuları arasındayım şimdi.Oysa yüreğimize kadar okunur bir sevda geçmişimiz vardı.Hangi kirlenmişliğin algısındayız. Üst benimizi kirleten hangi etmenin etil koynundayız. Bilinçaltı filtrelerimizi kirleten ritüel
gerçeğin arasındayız. Modernizmin bize sunduğu yapmacık yaşamların sınırında rayımız. Genlerimize kadar bozulma kokusu var. Hormonel anormalleşmenin mayınlarına basıyoruz.
-Değişerek bozuluyoruz aslımıza. Uslanmazlık,yaşanmışlık sayılıyor.
Zaaflarımız bizi yönetiyor. Kirliliği algılamakta zorlanıyoruz.
-Bunca şiddet, bunca boşanma, bunca değişik ilişkiler yelpazesi ders ver miyor mu ki.
…:Güvenini yiyen güvelerin arasında değildim.Öz benimi yiyemedi güveler. Güzel günlerin düşüne soyunuyor geleceğimiz. İçim ile içlenişimin kavında sevgim yanıyor. Yaşamın yaşanılası ve asi sularında bilmediklerimizin iç yüzü yansıyor. Ay ile ay yüzün arasında benzer beyazlar kendi bilinmeyen karalarını sıralıyor.
…:Kader ile konuşuyoruz: …:
…:Sen ahdini, sen bahtını, sen sevgini, sen ömrünü defterime yazdın bir kere. Son kereler olmasın aşkınızda, bir kere sevdiyseniz, ben sizin sayfanızı yırtamam. Sayfanızı yırtmak isteyen yırtmaçlı güzeller, aşk çifti sürmeyen yabani öküzler olabilir. Güvenmenin memesinden süt içmeli içinizdeki çocuk.
…:İstemenin özü sevda toprağının sevilerine kadar inmeli. İçinizdeki tutkunun ateşi özel bir yanardağ oluşturmalı, güvenmediğiniz dağları eritip, kavuşmanın buzullarını eritip sizi sulara, aşklara, güzelliğin gölgesine atmalı.
…:Keder Dile geliyor: …:
Dönmez denilen dünyaları döndürüyor yüreğim. Feleğin kanadıyım.Gelme kelebek gözlerinle yaramın sınırına. Sen ay ve şemsin .Dolunay şeklinde kal ki hep dolanayım sevi dünyana.
-Gün’eşim ol sevgimin ta doğusundan doğ gönlüme. Doğ ki karanlık çökmesin ruhumun dehşet engiz yerlerine. Yerleşkeni belirle, uçsuz bucaksız sevginle.
-Sarhoş olmuş sarhoşluğuma serkeş gönlünü giydir. Avareliğim kısmetine avam olsun.
-Havam ile Havva olduğun göksüz günlerin son gününe geleyim.
-Gün sussun. Günlüğe sığmayan duygular dile gelsin
Dil sussun. Susup da dile getiremediklerimiz konuşsun. İç dünyanın defterini okudum, biraz benli güzel yazılar var. Yazgımı tetikleyen gelişlerini gördüm.
Eski Yalancıların Uydurmasıdır Aşk -Nariçe-
Aşk eski bir yalancıların uydurduğu sevme durağıdır. Dahası içsel bir elde ediş dehlizidir.
-Bu yüzden bu son yalanında ben de yandın, bende yakıldım leyla’nın eteklerinde. Beni de nakışladı kader aşka.
-Beni de ısırdı yalanların yılanları.Ben de zehir zemberek şeyler yazıp yaşadım. Beni de baştan, aşktan, hayattan, yaşanmamış,daha da yaşanacaklara sundu kaderin kedisi.
(Felsefi Tinler-25)
Tüm kadim ve spritüel öğretilerde önce benliği ortadan kaldırmanın uğraşı vardır. Yunus Emre, Mevlana, Hallaç-ı Mansur, Ramtha, Lao-Tzu, Osho, Budha, Bartholomew,Cibran, Hayyam ve daha bir çokları gibi ben ötesi benleri bulma ruh sığınağındayız aslında.
İtirazlarım var bu ruh devrimcilerine. Ruh ile eş, eş ile ruh arasındaki bağıl bağlamları bir merkeze bağlamanın yanlışlığını bilim açıklayamaz.
“Birbirlerine madde planında rastlayabilen çok, çok az sayıda eşruh vardır. Bu çok ama çok nadir bir olaydır! ! ! Eğer takıntılarını gidermeden rastlamışlarsa bu birleşme patlayıcıdır. Çünkü her ikisi de tüm tutarsızlıklarıyla karşılaşmaktadırlar. Bu kendi kendinizle güreş tutmaya benzer. Kim bilir kaçkere kendinizi mutsuz ve sefil yapmışsınızdır? Bunu katlarıyla çarpın öyleyse....” Ramtha,
- “EŞRUHUNU” bulma karışımında seni kendime ruhsal bir harita kıldım. Eşruhumla, eş huyum arasında özsel patlayıcın hala yüreğimde. Bu yüzden ruh yüzünün fotojenlerinde zenliğin gönlümde peri suret olarak kalır.
özüyle denizler yıkayan yunusum
Mavi yüreğimde,alıntılı gelecekler uzar
deniz ara denizler kavrar yalnızlığımı
su ile aşk arasında susuz bir ben var
Kirli bir sevda yaşar su takvimimde
aşk dövmelerini su yapar özlemlerim
düş kavşağının kavuşma sonundayım
sular sarar sırlarımı
güller sarar vuslatımı
rüzgâr yamaladığı yamaçlarımda ararım seni
damardan üşüyen gülün dalı gibisin
uzak kalışlarına açılıyor gül cemalin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!