Yakılmış aşk şehrindeyim her yarama kül döküldü
Ayrılık mendilimi yıkayacak gözyaşlarını bekliyorum
Çürütülen bir aşkın yağan karlarda bile üşümüyor hayalim
Anlayacağın, yeni aşk mağarasında açtım yüreğimi.
üzülmemeyi ilkel üzümcülere bıraktım
Günümün her anından sensiz bir güzel ektim nadas sevdama
kaybolan beni bulabilir misin?
yıkıkların tam yıkığında tüm umudum
yakılmış bir yalnızlığı yanılmış kavlarla yaşıyorum
ruhumu ifritleyen bir divitin ivenesinde her şey
bir arzu kuşağına belendi
terk edilmişliklerde elendi
Yağışlara alışkınız
Çünkü aşk yolunda çok gözyaşı döktük
Kalbimizin yörüngesinde güneşli iki sevdalı astronot
Biri sen, biri ben
Uzay gemisi konaklıyor yüreğimin uzları,ozları
Uzayın uykusu geliyor aşk yüzünde
kimsesiz ve tiner tüneyen aşk ısırdı beni
ezilmiş bir gül mitolojisinde yine senden mitler
Aşkı anlatır aşka,beni tanımlar aşk
Kızıl günlere yumurta yapar bülbül
Gül gölgesinde oturur gelemeyişlerin
Kalem aleme şifresiz yazılar yazıyor.Mana aleminde yoğruluyor anlama kattığın şirinlikler.
Giyotin kesiği yarınlara yaralanıyor bağrımda.İyileşmeye müdahil ediyor masivaların.
-Meyline diz çöktürüyor zeylim.Gazellerimde okunuyor mazmun özlemler.İmgelere seni yenge kılıyor umudun tan küresi.Sözcüklerin katili yanlış yazılmalardan arınıyorum.
Aşk, çok kezi közlemektir bir keze.Bir kezin iliğine nakil olmaktır tutkulu özlemlerle.
Özüyle yıkanan aşk sularına damlalarını ekledin.Ben’den damlalar aktı.Gayrı bu nemli gözlerin bekçisiyim bir ömür.
kum saati gibi dökülüyorum belirsizliğine
sonsuzlukla çarpılıyor içimde kalanlar
unutuluşun ikliminde bitiyor sıcak bakışın
bir günlerin gün aynasında taranıyor hatırın
vicdanımı taratıyor damlaların
sızılışında toplanıyor kavuşmak
Yanılmazdım yanmazdı aşkım sözcüklerde ben sana yanarken, yüreğim sana kanarken.
Sevdamda oynan aşkı filmlerimin sonu böle değildi.Hani bütün filmlerin sonunda sevenler tüm zorluklara rağmen kavuşur,sarılır öpüşürdü.Neden bizimki öle olmadı.. aşk başladı, ben yazdım,sen oynadın, ben yönettim film bitti tam sarılacaktık sen gittin.
Ben b-öyle… yazmadık ki sonları bu gidiş yazgının kaleminde süzülen kırık hazlar suyudur.
Oysa ki, bilseydim farklı yazardım,farklı sevi oyunlarıyla gelirdim.Meleklerini uykuda mı,Zeliha’lar anlatmadı beni sana.Yakışan tüm yakışanlar bende toplanmıştır demedi mi umurun perileri. Sözce sözce akacağın özyaşlarının akacağı ruhumdan magma var.Sıcaklığın en zirvesinde kaynar tutkularım.Her ana çentik atarak geldim sana.
Sen kayıp hayaldin kalpten kentlerimin en büyük gökdeleninde saklı bir beyaz periydin.
“”””
-Nuh diyen, peygamber diyemeyen gidişinin sanisiyim elnaz.”””””
Ruhun Nuh’un gemisinden kalma.Kutsi bir arayışın arıtılmış sevisi gülüsün.Kokuna odaklanışım bundandır.
Sır bundan, aşk budundan araşır. Bilinen bir tadın huyuna eklenir selviliğin.
ruh kıyımı kıyamlarına aşındıran beli özlerin var
kuşkusuz kuşların özüme taşıdığı sevi sözlerin var
kendi mecrasına küsmüş yıldızların gündüzcü tözleri var
bu yüzden seni kendimden önceki sende aramaktayım
bana içirdiğin tutku iksirinden kozmik algılar yaşamaktayım
Tinna Tenne:
Artık görüşmeyelim. Acılarımın Kaf’ı sensin. Meramlarımın Kafka’sı da sen.
-Ben sana yetemem. Sen zaaflarının kafirisin. İçindeki çocuğun masallarla değil, tenlerle doymak istiyor.
Bu ihanetin adressizliğinde senle sen kalamam.
İlimettin:
Hayır, hayır, hayır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!