su birikintilerine
üşüşen serçeler gibi
bazen birbirimize sokulur
bazen tüylerimizi didiklerdik
kavgalarımız yaman olurdu
gün düşünce ufuktan
zifiri karanlık olur yüreğim
düşlerim kapkaranlık...
gözlerin doğunca gözlerime
bütün koyuluklar olur aydınlık
yine aldandın bak
acele ettin açmak için
birgün güneş gördün diye
goncalarını açıverdin
oysa daha kıştı
Bir sağanak oldum çağladım durdum
Her gün senin için ağladım durdum
Ummadığım anda, kalbimden vurdun
Ne yapsam teselli olmuyor özüm
Hiçbir güzelliğe gülmüyor yüzüm
gözlerimi kıstıkça içime dolan güneş
ısrarlı denemelerden sonra başardı
ben de bıraktım direnmeyi...
daha kaç kez görebilirdim ki doğuşunu?
birkaç kumru indi dereye, kimi ikili
hatırlıyorum... sen gülünce
yanaklarımda güller açardı.
baharın tüm coşkusuna inat
sen gülmeyince
benden baharlar kaçardı.
bir zamanlar ürpertiler kuşatırdı dört bir yanı
deniz üstü sis, gökyüzü bulut, toprakta gelincik...
her biri diğerinden diri, her biri sere serpe, gencecik
bir uğultuydu yürüdü asırlar boyu, bir uğultu
kendini arıyordu ruh, henüz geç de değil ki
öyle güzel ki hava;
insanın durmaksızın yürüyesi geliyor
nereye, ne yöne bakmadan...
ardına dönmeden.
geceden yunmuş paklanmış
günaydın anne,
söze nasıl başlasam bilmiyorum
sen yanımda olsan çok daha kolay olurdu mutlaka
gözlerimin içine bakar, duygu yoğunluğumu ölçerdin önce
neşeliysem nazlanır, üzgünsem nazlandırırdın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!