Otur Yerine, Girme Vebale
Güya, bir davaya koymuş başını,
Elbette kaybeder, batıl ile savaşını.
Düşmanı vurmak için, atar kurşunu,
Vurur ön saftaki, dava arkadaşını.
Geldik Otuz beş Yaşına
Geldik otuz beş yaşına
Yolun yarısı ise eğer,
Dante de bilememiş
Nefesle bittiğini ömrün.
Önce Tabiatı Okuduk...
Önce tabiatı okuduk...
Havayı, suyu, toprağı, taşı,
Bulutu, yağmuru, ağacı, kuşu...
Sonra insanları...
Ömrüm Hazanında İse
Ömrüm hazanında ise
Bu Hasan'ın baharı sensin.
Küllenmiş alevler canlandı ise
Küllenen ateşin o harı sensin.
Bir bıçaksın ki gönlümün başköşesinde saplı
Bir bıçaksın ki elmas ağızlı pırlanta saplı.
Belli belirsiz sızın var bağrımı dağlar durur
Bağrımda çöreklenmiş sıra sıra dağlar durur.
Geçmedi bu hastalık
Geçmek bilmedi…
Doktor çaresiz,
Tedavi yetersiz…
Sensizlik teşhisi koydu doktorlar,
Tencerene bir kapak,
Sabahına tan, şafak,
Saçlarına tel tarak,
Olamadım gitti.
Bardağında serin su,
Sen Değil misin?
Gözünde yaş, bir bahar sabahı, ala kuşlukta,
“Dönerim bekle” deyip de giden, sen değil misin?
Hayaller uçuşurken, garip gönül bir boşlukta,
O gönlümün kapısını çalan sen değil misin?
Sen Ne Sahtekârsın, Ah Sen Ne Hilebaz
Sen ne sahtekârsın, ah sen ne hilebaz,
Eşi, emsali bulunmaz bir düzenbaz.
Takke giydirmekte pek de mahirsin,
Gözleri boyayan, usta bir hokkabaz.
Sen solduğundan mı kırıldı kollarım,
Yoksa kollarım kırıldığından mı soldun.
Tutamadım seni, çıkmadı sana yollarım
Sen daha baharı görmeden kayboldun.
Hasan ÖZÜNAL




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!