Üstü Kalsın
Senin değilim ben,
Ben senim.
Benim değilsin sen,
Sen bensin…
Faniyim ne de olsa arım var,
Beni kollayan elden utanırım.
Benim de elbet ahu zarım var,
Sırrımı yayacak yelden utanırım.
Güzeli gösteren göz ile kaştır,
Uyandım, uyuyacağım say,
Ömür bu işte...
Bir yol ki
İlk yarısı yokuşta
Son yarısı inişte...
Biz bizden geçip de batıya meylettikçe,
Aklımız karıştı, fikirlerimiz yozlaştı.
Medeni olacağız diye kendimizden geçtikçe,
Sırtımızda kaftan, ayağımızda şalvarımız değişti.
Kılık kıyafeti dayatıp da bu halka zorla,
Uyan Türk Evladı Uyan
8372 Can idiler.
Kuytularda öldürüldüler.
Derinlere
Belki bir kısmı daha ölmeden gömüldüler.
Bir pusula attık sandığa geçende,
Seçilen de sular koyverdi seçen de.
Dün bir gülistan vadedilmişti amma,
Deve dikeni yetişti hep bahçelerde.
Anlatıp durma bana
Bin boğalar efsanesini
Diyeceksen onu de
Bu efsanede
Sen
Kaçıncı boğasın....
Dabbe den önce mührünü yedi sanki yüzün,
Gizli bir zehrin şekerle kaplanmış hali gibisin.
Baharda aldığın anahtar girer mi aynı deliğe güzün
Mabudun vermediğini Mahmut’tan isteyen şaşkın gibisin
Asıl azmaz bal kokmaz dediler inanmamıştık
Ey ömrüm,
Ömrümü yedirmem sana…
Ben o ömre ömrümü verdim.
Ben o ömre
Ömrün Nakışı
Kaç mevsim gördü bu fani ömrümüz,
Kaç bahar, kaç yaz, kaç hazan, kaç kış
Öyle bir ağ ördü ki bu fani ömrümüz,
Mevsimleri işledi acı ile bu tene nakış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!